pebbLe
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 35
|
 |
« : Ekim 30, 2009, 10:55:27 ÖS » |
|
Zamanın birinde bir gecemiz olsa... Koskoca bir ormanın içinde, bizim koca çayın yanında otursak öylece. Seyretsek, karşı dağların tepesine sultanvari kurulmuş nur parçasını. Rüzgâr hafiften esse ve bizi her defasından, yeni hülyalara sürüklese. Koca çay bize gülümsese ve nur parçasının pırıltıları bize göz kırpsa her an. Bir musiki gibi kuşatsa benliğimizi koca çayın hiç durmayan sesi. Gözlerimizi kapatsak. Yüreğimiz bir kuş gibi kanatlansa ve uçup gitse ten kafesinden hasret duyulan diyarlara. Özlemlerimiz kanat olsa yüreğimize ve sevdalarımızda bir demet gül oluverse kuşumuzun gagasındaki. Konsa yüreğimiz o nadide, o özlenilen, beklenilen ve uğruna her şeylere katlanılan diyarın bir köşesine. Sonra kuşumuz bizim suretimize bürünüverse. Belki uzaktan da olsa, seyretsek o latif ve asude manzarayı. Ufuktaki güneşin ziyası gözlerimizi kamaştırsa, yüreğimizi ısıtsa ve güzelliği dimağımıza işlese. Manzaradaki asudelik yüreğimizde mâkes bulsa ve duygularımızın mayasına karışsa. Anlasak ki, aslında her şeyde bir güzellik var ve olacak. Sonra bir seyahate çıksak o muhteşem güzelliklerin içerisinde. Her adımımız bize yeni kapıları açsa, her kapı bir müzeyyen tablo daha gösterse bize ve her müzeyyen tablo da yüreğimizin tâ derinliklerine kazınsa. Sonra her seferinde müfekkirâne baksak o müzeyyen tablolara, hatırlamak için o hiç solmamak üzere o diyarın güllerine dönse. İnsanı güzelliğiyle sarhoş eden kokusu üzerimize sinse ve asla tükenmese. Sonra, bir Dost’a rastlasak orada. Yüzünde o diyardaki güzellikten apayrı bir güzelliği olsa. Yüzündeki o harikulâde gülümsemeyle yanımıza gelip, elimizi tutsa ve ondan sonra bizi, o Dost gezdirse, hasretimiz olan diyarı. Gezerken hoş bir sohbete dalsak, alabildiğine bir şeyler öğrensek Dost’tan. Yüreğimiz her kelimede biraz daha temizlense, biraz daha coşsa. Sanki hiç durmadan çağlayan ırmaklar gibi. Sonra Dost’un ummanlar kadar derin gözlerine baksak ve kendimizi hiç olmadığımız kadar güvende hissetsek. Aniden kulağımıza uzaktan bir musiki çarpsa ve Dost, bizi kolumuzdan tutup sesin geldiği yere götürse. Orada, bu diyarın sahibiyle tanışmayla müşerref olsak ve Dost bizi oradan alıp bu diyara geldiğimiz ilk noktaya götürse. Orada yine baksak O’nun derin gözlerine müteşekkirâne. Sonra suretimiz yine bir kuşa dönse ve gittiği gibi yine gelse o uzak diyarlardan ten kafesimize. Gözlerimizi açsak ve içimizi apayrı bir ferahlık kaplasa. Dost’u yanımızda hissetsek yine. Bir gülümseme yayılsa yüzümüze. Ve sonra, o geceyi katlayıp cebimize koysak, her kabz halinde çıkarıp yeniden yaşamak ve yeniden hissetmek için. Ne güzel olurdu, değil mi?
|