Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

40729 Mesaj 3538 Konu- Gönderen: 7161 Üye - Son üye: gozdeclk
Boğaziçi Üniversitesi ForumuKültür - SanatEdebiyatTakvim Yaprakları & Independent de Mika
Sayfa: 1 [2]
Yazdır
Gönderen Konu: Takvim Yaprakları & Independent de Mika  (Okunma Sayısı 5097 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
,
« Yanıtla #15 : Ocak 19, 2010, 12:31:07 ÖÖ »

9 Eylül 2008 Salı

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Dağınık olmak ya da olmamak ne ki, diye sorarsanız eğer, aniden beliren ya da belirmeye meyilli olduklarını daha önceden bildiren nezaket sahibi misafirler neticesinde, aile içindeki otoritenin belirleyicisi olarak can eriğimiz; annemiz kapımızı şöyle usulca kapar da aklımıza "Yoksa utanıyor mu benden?" sorusu gelirse; bilin ki tam olarak dağınıklık işte budur sevgili okurlar!..

Rivayetlere göre son tartışmalardan sonra Doğan Grubu'nun halka açık şirketlerinde 1 günlük değer kaybı, 286 milyon YTL'cik/TL'cik oluvermiş. Vay anam vay, neredeyse bir Hilton arazisi edecek. (255 milyon dolarcıktı arazinin bedeli.) Yalnız var bu işte doğan bir tufacık; küçük yatırımcıya dokanmasa.

Tespit: Günün aydın saatlerinde doğan dişli arkadaşlarımızı sevelim, sayalım; Hilton gibi adamlar vesselam.

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Tarafınızdan kazanılmış cebinizdeki son 10 YTL/TL gerçekten değerlidir. Niye 5'lik, 20'lik değil de 10'luk banknot; hemen açıklayalım sevgili okurlar. Önermelerimizde ya 1 olur ya da 0; olmak ya da olmamaktır anlayacağınız. Örneğin 100'lük banknotu ele alalım. 'Olmak ya da olmamak veya hiç olmamak' anlamı taşır. Gerginlik yaratan bir olumsuzluk vurgusu var. Çok agresif.

Günün sloganı: "Kan vermek için Kızılay'ı tercih ettiğiniz için minnettarız efendim."
« Son Düzenleme: Ocak 20, 2010, 05:55:27 ÖS Gönderen: rikimikipiki » Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
,
« Yanıtla #16 : Ocak 20, 2010, 05:54:49 ÖS »

14 Eylül 2008 Pazar

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Efendim, diş fırçalamak kimileri için sevgiliyle konuşmak gibi özel bir olgudur, saygı duyulması, akışına bırakılması gerekir. İşte tam bu esnada, özenle seçilmiş, tekrarlanmaya meyilli ikircikli anne soruları, tüm dengeyi bozar. Cevap verilemeyen her saniyeyle birlikte yaşanan ürperti katlanır. Ve neticede kendinden geçmiş diş macunu, ağız kenarlarından salya gibim süzülür ya da bünye seri fırçalama aksiyomu nedeniyle pek feci bir diş eti kanaması geçirir. Anneler ve ikircikli soruları, sizleri seviyoruz; ama bazen.

Rivayetlere göre 'Bülent Kardeşler'e ikinci bir emre kadar ekran yasağı gelmiş. 'Bülent Kardeşler' kimdir? Merak edenler için açıklayalım:

İlk 'motorlu insan'ı bularak 20. yüzyıla damgasını vurmuş enteresan tiplerdir. Kullandıkları malzemelerse; hepimizin bildiği üzere son derece kullanışlı olan kumaş; insan parçası ve içten yanmalı motordur.

Tespit: Kasap ya da anahtarcı abilerimize dikkat edin. Dükkân önlerinde kurdukları dayanışma ağıyla nasıl da dünyaya bağlanıyorlar. Bence yazar ya da şair olabilmek için bir miktar kasap ya da anahtarcı olabilmek gerek. O kadar fazla gözlemliyorlar ki gelip geçenleri ya da geçmeye meyilli zaman ve mekânı; sınırsız bağlantı böyle bir şey olmalı. TTNET'siz bir dünya arzulamak, bravo.

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Profil olarak yüzünü göremeyeceğiniz fekat/fakat hatlarını sergilemekte âdeta bir adet heykeltıraş gibi kırılgan ve de dünyanın uydusuna pek yakın bir adet ablamızın yanınızdan geçmesi ve uzunca bir takipten sonra ablamızın yüzüne bakamadan önüne geçmeniz; evet evet, böylesi naif bir durum hayatın anlamı değildir de nedir sevgili okurlar?.. Ablamız siyah giyiniyorsa tahrik katsayısı şahlanır, bunu da belirtelim.

Günün sloganı: Yumurtalı pide çıktı, yiğitlik bozuldu.


Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
,
« Yanıtla #17 : Ocak 29, 2010, 05:36:54 ÖÖ »

1 Ocak 2009 Perşembe

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Aile arası yemeklerde ya da iftar sofralarında, çorba servisi akabinde tabağını ilk bitirebilen olabilmek ve boş tabağı böyyük/büyük bir sükûnet içinde uzatabilmek, gerçekten marifet ister. Yaşadınız mı bilemem ama ben yaşadım; hem de sadece bir kere. Şok/çok heyecanlıydı; kalbim kıpır kıpır ederken mağrur bir edayla başkalarından önce ya da başkalarıyla beraber sınıf değiştirebilmeyi sembolize eden burjuvalılığı sindiriverdim ya da öyle olduğunu zannettim. Ne zannetmiş olursam olayım, sofra sisteminde tatlılarla haşır neşir olma şerefine erişen ilklerden oldum. Tüyo vermek gerekirse; dönen muhabbetleri değil sofradakileri sindirmeniz yeterli bu eylem için.

Günün kelimesi:

Konvertibl: Çevrilgen/ TDK.

Rivayetlere göre 2008 yılında yumurtadan küresel kriz çıkıvermiş. Civcivi göremeyen nice büyük şirket, devlet paçalarında seyahat eder olmuş.

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Yılların eskitmekten sıkılabilemediği miniminnacık/mini minnacık, çocuksu diş fırçalarına işimiz düşer de misafir edersek açılıp kapanabilemeyen ağzımızda; dişlerimizin arasından fırlayan fırça lifleri ve bıraktıkları inanılmaz nahoş tat nedeniyle hayattan soğumaz da ne yaparız sevgili okurlar?.. O yüzden diş fırçasız kalmaktan korkmayın.

Günün sloganı: TRT Şeş Bi Xêr Be/ Recep Tayyip Erdoğan.

Meâli: TRT 6'yı açıyor, 'Teneke Altı'nı kapıyoruz.


Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #18 : Ocak 31, 2010, 03:10:40 ÖÖ »

4 Ocak 2009 Pazar

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Kadınsı ve de süzülüp büzülmeye meyilli bir şemsiye ile yolculuk etmek. Evet, tam olarak söylemek istediğim bu; yani gerginlik yaratan bir eylemin ta kendisi bu bahsettiğim şey. Açıkçası bayanlar için önemsiz görünebilir kadınsı olması. Yalnız biz erkekler için -erkekler kelimesindeki tüm 'r'ler pek vurgulu söylenecek okurken, ki kelimeden sonra bu uyarıyı okuduğunuz için muhtemelen söyleyemediniz- pek sıkıcı ve de sırıtıcıdır. Semt pazarlarındaki şemsiyemsi çadırların gökyüzüyle hemfikir açılarından başımıza damlayan ıslaklık ne ise, kadınsı ve de süzülüp büzülmeye meyilli bir şemsiyeyle yolculuk etmek de odur.

Rivayetlere göre otobüste oturulan yerin, kişilikle ilgili paralellikleri varmış. İleri görüşlü ve açık fikirli kişiler, iki katlı otobüsleri tercih etmekle kalmayıp bir de ilgili otobüslerin çıkma katlarında yolculuk ediyorlarmış. Girişken ruhlu insan yavruları ise ön koltukları tercih etmektelermiş.

Araştırma İngiltere'de yapıldığı için bizleri çok fazla ilgilendirmese de bir şeyler söylemek icap etmekte:

Misal; 100 metre sonra inecek bir vatandaşın tutup da otobüsün çıkma katında ikamet etmesi, gerçekten tüm yolculara ayıp olur, bildiğiniz or.spuluktur bu.

Sonra ileri görüşlü bir iş adamı, zaman kaybetmek için otobüslerin çıkma katlarını değil de bar, seminer, iş görüşmesi, gönül köprüsü gibi aktiviteleri kendisine yakıştırır.

Merak ediyorum; İngiltere'de yaşlı veyahut özürlü amca ve teyzelere yer veren, ön koltuklardan mütevellit, girişken bir sınıf yok mu? Ya da yaşlı vakalardan sadece girişken olabilenleri mi ön koltuklara erişiyor?..

Ayrıca konuyla alakasız gibi görülebilir ama söylemek istiyorum:

Cânım ülkemde, otobüslerdeki olumsuz atmosfer algısını iyileştirmeye yönelik yapılabilecek bir reklamda Süleyman Demirel'in, ünlü "Bu fötr şapkayla 6 defa gittim, 7 kere geldim." cümlesini söyleyebilmesini isterdim. 'Şapka'ya da bir miktar vurgu yapılmalı tabiî; ne de olsa girişim sembolü...

***




Ve yeni bir başlık daha açıyorum Avrupa Birliği yolunda. Haberleri olmasını isterdim ama zararı yok. Fazla laf kalabalığı yapmadan eğitim sistemimize gereken önemi veriyoruz:

I- İnsanlığın ilk belirtisi gülümseme değil melankolizmdir; bildiğim kadarıyla doğarken kahkaha atarak canlılık belirtisi gösterebilen bir bebek yok. Ancak sonraları yaşam belirtilerinden biri gülümsemedir ve unutmayalım ki acil durumlarda ağlamak müteselsil bir sorumluluktur.

Toplumsal olarak birey olmanın ilk belirtisi ise kaka seansından sonra 'alt'ın değiştirilmesi vakasıdır. Bu arada küçük geldiyse büyüğe danışır; boşaltım sisteminden de ufak bir hatırlatma yapıyorum; dikkat ederseniz.

Diğer sorularla önümüzdeki günlerde cebelleşeceğiz; eğitim ve üretim forever.

***

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Kimi zaman bir kitabı iade ederken ya da emanet verirken sayfalarını inceden karıştırmak tam anlamıyla bir rüyadır. Hiçbir şey çıkmasa dahi bir şeyler çıkabilme ihtimâli insanın gözünü boyar. Ki zamanında ihmal etmiş bulunduğum bir miktar yemyeşil dolar buluvermiştim. En çok da yeşil 20 YTL'ler/TL'ler eşlik etmiştir neşeme.

Günün sloganı: İnsan alışkanlıklarının çocuğudur/ İbn-i Haldun.
« Son Düzenleme: Şubat 02, 2010, 03:30:45 ÖÖ Gönderen: rikimikipiki » Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #19 : Şubat 02, 2010, 03:28:59 ÖÖ »

5 Ocak 2009 Pazartesi

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Verilen sözlere rağmen garip bir yorgunluk çöker ya bazen; ve sonrasında bir köşede sızar ya insan; işte bu ağırlık, ölüm değil de rahatlık dürtüsü ise yakın zamanda vicdanî yaralar açacağı muhakkaktır.

Rivayetlere göre Nâzım Hikmet tekrar T.C. vatandaşı olma yolundaymış. Mezarı olur da Türkiye'ye getirilirse; mezar taşlarıyla bile CHP'den daha olumlu muhalefet edeceği âşikâr değil mi sevgili okurlar?..

***




II- Yeterince atasözü ve deyim bulunmasaydı ithal edebilir ve de sonrasında üzülebilirdik.

Diğer sorularla önümüzdeki günlerde cebelleşeceğiz; eğitim ve üretim forever.

***

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Cepte televizyon kumandasıyla bakkala gitmek. Evet bu çılgınlık, tüm yılbaşı kutlamalarına değer açıkçası; hem 'sızma' potansiyeliniz de sıfıra yakın.

Günün sloganı: 10 metre bir 'D' düşün/ Vizontele Tuuba.
Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #20 : Mart 12, 2010, 03:24:49 ÖÖ »

7 Ocak 2009 Çarşamba

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Pek latif bir çizim aktivitesinde 'kağıt cetvel' tedarik etmiş olmak, neslinizin sona ermesini sağlayabilir.

Rivayetlere göre 'Ergenekon dalgaları' hasebiyle Sabih Kanadoğlu'nun evinde yapılan aramalarda, Fazıl Say'ın CD'si dâhil 'tüm her şey' götürülmüş. Ve bu 'tüm her şey' duruma '367 Sabih' pek içerlemiş.

Öncelikle 'tüm her şey' ifadesini kullanan Sabih Kanadoğlu'nun avukatının da götürülmesini talep etmekteyim. Ardından Fazıl Say'ın çıkıp "Almanya olmadı, Silivri'de çıkmak istiyorum." diyebilmesini umut ediyorum.

Sıkar mı 'Fazıl'ca tüm her şey?..

Günün kelimesi:

Hegemonya: 'Uzuneşşek' oynarken birilerinin üstte olması.


***



III- Edep, 'Nezaket'in süvari olarak takıldığı pozisyondur.

Toplumsal açıdan önemi de süvarinin attan düşmesiyle ortaya çıkar.

Eğitim ve üretim forever.

***

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Bir mabette/muhabbette, salep ve boza ikilisinden bahis açılması. Vapur ve sokakların birbirine yaklaştığı en sıkı sert noktadır bu bahis.

Günün sloganı:
İntikam kokusu alıyorum/ Deniz Baykal.

Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #21 : Mart 24, 2010, 11:12:16 ÖS »

13 Temmuz 2009 Pazartesi

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Varsayımlarımıza göre çok ama çok iyi bir sınav kâğıdı vermiş olduğumuzu düşünerekten hazırlandığımız sonuçların, tarafımıza aktarılması esnasında, beklenen neticenin hâsıl olmamasıyla birlikte ortaya çıkan hayal kırıklığına önceki yazılarımda temas etmiştim. Böylesi bir dipsizlikten daha da büyük bir hayal kırıklığı varsa o da kâğıdımızla hasret giderme talebimizin reddedilmesidir:

- Efendim, sınav kâğıdımı görebilir miyim; iyi geçmişti ama!
- Olmaz öyle, herkese sınav kâğıdı gösterirsek işimiz var demektir.
- Hatalarımı görsem?
- Senin kâğıdın olmamış evladım, tamam?
- Lan sen 45 senede olduğunu mu sanıyorsun; yavşak patates!

Şeklinde devam eden bir hikâyemiz olsa bizim açımızdan epey sıkıntı yaratır. Yalnız buradaki yaratmak fiili de pek yüksekten uçan fiillerden anacım, hayır o değil de sanki bugüne kadar tek bir şey yaratabilmiş gibi sağda solda devrik cümlelerde devrimcilik oynuyor eşşek; yerim lan senin devrimciliğini, harf harf seni yazanlar bile insan yavrucukları, düşün; seni yazanlar dahi birer yaratılan, birer fani, birer her şey. Demek ki sen, artık aklını başına alicik ve TDK'dan/TDK'den affını isticiksin.

Günün apışıkları:

Son teşrin: Kasım, teşrinisani/ TDK.

Rivayetlere göre ÖSS birincileri, vakt-i zamanında çişleri gelince derece hırslarını ertelemişmişler. Birinci olduktan sonra hepimiz birçok şeyi erteleriz zaten, yalnız nedendir bilemiyorum; hepimizin birinci olabileceği bir sistem arayışı içinde olanlar var.

Üzülemeyesi haberler: Ayşe Arman, haşema ile yaşadığı ilk deneyimde suyun kaldırma kuvvetini algılayamamış.

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Devlet yurtlarında kalanlar bilirler; duş kabinleri arasında seçim yaparken kabin perdesinin uzunluğu önemli bir kriterdir. Ki fazlasıyla kısaysa; minik ya da devâsâ leğenler içinde nadasa bırakılmış leş gibi ayakkabılarla karşılaşabilirsiniz. Yanisi; neyle karşılaşırsanız karşılaşın, devlet yurtlarında kabin seçebilme özgürlüğü hayatımızı anlamlı kılar, ha?..

Günün sloganı: Başı örtülü 'Deniz Baykal'lar hangi ülkede iktidar olacak?

Meâli: Evet, cevap için “Başörtülü Kızlarla Kim Evlenecek?” başlıklı yazıyı kaleme alan İsmail Kılıçarslan'a bağlanıyoruz. Uyarıyorlar, sanırım hattan düşmüş, düşer tabiî, Allah düşürmesin. Aksaklık için özür diliyoruz sayın seyirciler.


Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #22 : Mart 28, 2010, 06:08:28 ÖÖ »

15 Temmuz 2009 Çarşamba

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Erci Kebap kolonyalı mendiliyle şehir içi otobüs yolculuklarında eşraf bayanlara ter-temizlik hizmeti sunan güneş gözlüklü ve de takım elbiseli abi ya da amcalarla hiç tanışma saadetine erebildiniz mi sevgili okurlar?..

Sizleri bilemiyorum amma/ama, şahsen bayan olmadığım için, şahsımı teğet geçen bir hadise ile karşılaştım:

Efendim, Kadıköy-Pendik otobüsüyle Göztepe Kampüsü yakınlarına doğru seyirtirken; yine güneş gözlüklü, esmer ve de 'sıkı derili' bir ablayla aynı tutamaç direğine ellerimizi bağlamıştık. Derken yakın markajla karşılaşan ablamız, ardına döndüğünde 1 adet Erci Kebap kolonyalı mendilin kendisine doğru uzatıldığını fark etti ve şu sözlerle hasbihâl oldu:

- Sil.

Şok olup uzun süre kendisine gelemeyen ablamızı daha fazla gözlemlemeyerek en yakın durakta iniverdim.

Hava çok sıcaktı; kebap tadında...

Bildirgeç:

Tellâl: Çağırtmaç/ TDK.

Rivayetlere göre 'Breaking the Silence'; İsrail ordusunda görev almış kişilerden oluşan grup, İsrail devletinin Gazze'de sivil-militan ayrımı gözetmeden vahşetini sürdürdüğünü bildirmiş. Bilinmeyeni olmayan bir denkleme haddini bildirmek zor olabilir mi ki!.. Yine de bir başlangıçtır diyelim.

Üzülemeyesi haberler: Serdar Turgut, okuyucularından gelen bir mail neticesinde kavgalarına noktalı virgül koyuvermiş. Tamam da noktalı virgül, ara vermek için değil de sıkı sert girişmek için koyulan bir noktalama işaretidir. Şakacı seni.

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Ne zaman şöyle bir sivrisinek vuracak olsam, şöyle böyle kalbimi inceden; incitmeden yoklarım. Hani olur ya ilgili hayvancık acı çekecekse, illaki acı çekmesi icap edecekse; acısını hafifletebilecek en iyi vuruşu yaparım. Çünkü can çekişecek olursa canımı çekiştirir. Sinek de olsa, sivrisinek de olsa, halkımın kanını fütursuzca da emse; bir sivrisineğe bir sivrisinek gibi muamele edilmez.

Mirasyedik cımbızımtıraklar: Her şeyi o türlü kaybettim ki Allah'ı kazandım/ Necip Fâzıl Kısakürek.

Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #23 : Nisan 05, 2010, 09:54:41 ÖÖ »

25 Ekim 2009 Pazar

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Bir şiiri, sınırsız ritminizle rap yapar gibi okumaya başladığınız o an var ya, işte o an, işte o talihsiz an, birden "Ben ne yapıyorum kine!" diyebiliyorsanız, diyemiyor olsanız bile en azından böyle kalbinize balyozla vuruyorlar da ritmi öyle sağlıyormuşsunuz gibi düşünebiliyorsanız, fikrimce siz artık düşünemiyorsunuz.

Ne yani, Attila İlhan rap mi yapsaydı..?

Bildirgeç:

Fars: Güldürü/ TDK.

Rivayetlere göre penaltılara kalınan bir eleme maçında, kurtaramadığı 17 penaltıyla bile Galatasaraylı taraftarların tebessümle yâd ettiği bir kaleciymiş Hayrettin Demirbaş.

Üzülemeyesi haberler: Yaşar Nuri Öztürk'ün 'reformatik' olarak konseptinde yer bulduğu Habertürk'teki yolculuğu sona ermiş.

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Ders araları dışında eğitmenleri/öğretmenleri/seyretmenleri ile iletişim kuramayanların ızdırap içinde beklediği hastalığın adıdır 'emperyalist işgüderlik'.

Emperyalist işgüderliğin tedavisi için dergi çıkarmak, sivil toplum örgütü kurmak, medya patronu olmak hayatımızı anlamlı kılar sevgili okurlar. İnanın bana..

Mirasyedik cımbızımtıraklar: Sessizce bir cigara yakardın; parmaklarımın ucunu yakardın/ Attila İlhan.


Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #24 : Nisan 07, 2010, 05:24:10 ÖÖ »

27 Kasım 2009 Cuma

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: 'Şu Çılgın Türkler' tarihinde söylenmemiş sevgi sözcükleri aramak, evet evet, ara ara yaparım ben bunu. Sonrasında bulduklarımı Google'da taratırım. Hele bir de "Aradığınız sevgi pıtırcıklarını içeren herhangi bir belge bulunamadı." uyarısını almışsam; birkaç dakikalığına neşelenir gibi takılırım. Ki acı gerçek, eninde sonunda iç gıdıklayıcı tüm enstrümanlarıyla kapımı çalacak mıdır, çalacaktır! Çalarsa çalsın; telaşa kapılmam, bahçe tarafından kaçarım. Delikanlı olmak, biraz da arkada ukde bırakmaktır.

Bildirgeç:

Müzâyaka: Sıkıntı, darlık, parasızlık/ TDK.

Rivayetlere göre Hürriyet gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, '80 Darbesi' sonrasındaki Kurucu Meclis Üyeliği nedeniyle milletvekili emeklisi gibi maaş aldığı için havalara uçmaktaymış. Aldığı VIP hizmeti de cabası. Yetmiş mi, yetmemiş! Kısıtlı imkânlarla didinen gazetecilerin vaziyeti düşünülerek yapılan indirimlere de vermiş veriştirmiş:

"Hele siz bir kesime 'imtiyazlı' olduğunu hissettirirseniz, o kesim nezdindeki itibarınız çok artar."

Derin yapıların Oktay Ekşi nezdindeki itibarı yoksa buradan mı geliyor?..

Üzülemeyesi haberler: Vatan gazetesinin Kemalist çizgisinde çıtır çıtır oynamalar baş göstermiş bulunmakta. Misal; Reha Abi'sine Atatürk'ün neden yalnız kaldığına dair sorular yönelten Selahattin Duman, şöyle bir cevap alır: "Tarihi sadece bilmek yetmez, kişi o sonuçlardan sentez de yapabilmeli."

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Sizleri sevmeyen ya da severken fazlasıyla ağırdan alan insan kümelerinin birbirlerine fütursuzca giriştiklerini gördüğünüzde, bir kenara çekilip keyif sigarası tüttüremiyorsanız; işte bu anlamdaşlık, çevrenizi anlamlı kılar. Belki de hayatınızda hiç sigara içmediniz, olsun; içebilirdiniz de. Daha da kötüsü; bir içimlik sigara olarak dünyaya gelip de bir kıraathanede izmaritliğe atanaraktan kamyoncu bir yoldaşın ayakları altında ezilebilirdiniz... İşte bu hatırlatmalar hayatınıza hayat katar, fark edebilirsek güzel olur.

Mirasyedik cımbızımtıraklar: Eğer inancımızı, kendi marifetimiz değil de Yaratıcı'nın hediyesi olarak kabul edebiliyorsak; yoldan çıkma korkusu duymadan özgürce ve cüretle düşünebilir, çelişkilerin üstüne gitmekten çekinmeyiz/ Ömer Lütfi Mete.

Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #25 : Nisan 09, 2010, 05:05:41 ÖÖ »

31 Ocak 2010 Pazar

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Fransızcadan dilimize ödünç Aylık Akbil alır gibi transfer ettiğimiz 'kontrpiye' nâmında, dile gelmekte sıkıntı çeken bir sözcük vardır. Dile gelir gelmez de 'kontrpiyede kalmak' hâlini almakta bir beis görmez. Ve nedendir bilmiyorum; her ne şart ve zamanda dile gelse; Umut Sarıkaya'nın "Rahmi Koç'la Beşiktaş'ta aynı eve çıkmak" temalı yazısını hatırlarım. Tek güzelliği bu olmalı.

Bildirgeç:

Fecâat: Çok acıklı, yürekler acısı durum/ TDK.

Rivayetlere göre 'Tony Blair lied, thousands died' gerçeği İngiliz parlementosu komisyonlarında da sorgulanmaya başlanmış. Belli ki İngiliz stratejik kayıpları ön planda ama; soruşturma açısından, yıkımın insanî boyutunun göz ardı edilemeyeceği de bir başka realite.

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Yıllar, yıllar önce... Minicik olduğum, yetiştirilme tarzımdan dolayı öğretmenlerimi peygamber gibi gördüğüm, toz pembe gözlüklerin henüz kırılmadığı dönemler... İşte o zamanlar okul dönüşlerinde fırından sıcak ekmek almayı öğrenmiştim. İki bilinmeyenli hayat problemlerinde kaybolmuş kimi arkadaşlar zanneder ki fırınlardan her dakika sıcak ekmek çıkıyor ya da sırf vatandaş güzelliği adına sıcaklar izole ortamlarda saklanıyor! Hayır efendim, hiç de düşündükleri kadar romantik bir fırın bulamazlar. Velhâsıl romantik detayları es geçip sıcak ekmeğin sırrına geçelim: Fırıncı ustaların yanına varıp "Sıcaklar ne zaman çıkıyor?" der ve dersimizi alırsak; işte bu, hayatımızdaki vakitlice heyecanların bir ön izlemesi olarak karşımızda tebessüm eder. Fark edersek güzel olur.

Tespit: Gerçekleri tarih yazar gibi bir aforizma vardır ya; işte bu aforizmaya dayanarak bilhassa tarih kitaplarını tarih denen ulvî büyüğümüzün yazmadığını söyleyebiliriz. Çünkü sağa sola tekzip metni yollayarak zaman kaybedemez tarih; sonuçta gerçekleri yazıyor abi. Bilirsiniz; yıllardır Türk ve Yunan tarihçileri komisyonlarda bir araya gelerek tarih kitaplarındaki düşmanca ifadelerin (Yanlışlar sonra geliyor.) yumuşatılması için çalışıyorlar. Netice var mı; tarihe bırakalım.

Mirasyedik cımbızımtıraklar: Bal kalmazsa yağ satarım; yağ da kalmazsa özelleştirme yaparım.


Logged

rikimikipiki
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #26 : Nisan 21, 2010, 02:28:18 ÖÖ »

23 Şubat 2010 Salı

Tespit: 'Market' kelimesinin îtibârı, emperyalist güçlerin de desteğiyle iyice artmış sevgili okurlar. Düşünün; mahallemizin kasabı bile artık 'et market' oluvermiş.

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Genç, yetenekli ve de aracısı olmayan bir yazarsanız ukde pazarına dönmeniz an meselesidir. Ben böyle durumlarda olası klişelerin önüne geçebilmek ve de cân-ı birâderim biricik dimağımı canlı tutabilmek adına 'mail' adresime, ekte CV'min de bulunduğu başvurulardan çeşitlemeler yaparım. Sonrasında bir editör gözlüğü kapar, ilgili gözlük camının buğulanmasını beklerim. Vakit geç olunca da başvuruyu kabul eder, yatarım. Evet, tam da düşündüğünüz gibi; manyağım ben...

Fikriyatımca bir defâlığına kamulaştırılan tırnak makası kadar tehlikeli başka bir îcât olmayabilir. Çünkü çekirdek ünitenin geniş aileye evrilme sürecindeki devrim âleti, işte bu; bir defâlığına kamulaştırılan tırnak makasıdır. Ki makas başına kurulan devrim koruma komitelerinin hangi tırnaklardan sorumlu olduğunaysa devrim piyasaları karar vermektedir.

Rivayetlere göre Yürütme'ye bağımlı olduklarını iddia eden 'Yüksek Yargı'mız, HSYK eliyle bağımsızlık mücadelesini yürütmekteymiş. Her türlü ahval ve şerâitte ‘Savcısavar Kuvvetler’e güvenleri tammış; Avrupa Birliği'nde bile bu teknoloji yokmuş!..

Hayatımızı anlamlı kılan şeyler: Sabah kalkmak için kurulan alarmların en tatlısı annemizden başkası değildir; fark edersek güzel olur.

Mirasyedik cımbızımtıraklar: Ben sana 'gülüm' derim; Cezmi Ersöz yeni şiir kitabıyla bizleri selamlar.

Logged

Sayfa: 1 [2]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  



-