Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

34502 Mesaj 2191 Konu- Gönderen: 3059 Üye - Son üye: Pardlipinia
Sayfa: 1 [2]
Yazdır
Gönderen Konu: Uyanık mıyız?  (Okunma Sayısı 9786 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 541



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Eylül 07, 2007, 10:37:00 ÖS »

Bilemeyiz.

eheh,herkes kendi adına konuşmalı kanaatimce Gülümseme
Logged
su
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 174



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #16 : Eylül 08, 2007, 06:51:57 ÖS »

Hmm, bilebileceğimize inanıyorsanız ben size bir şey demem ki zaten, adınıza da konuşmam.

Bana göre bilemeyiz, emin olamayız, kesin konuşamayız. Burada kastettiğim "ben bilmem" değil, o yüzden 1. çoğul şahıs kullandım. 100 kişiye sorduk, 100'ü de bilemeyiz dedi gibi bir şey kastetmedimdi.

Ayrıca söylediklerimin de yanlış olma ihtimali var. Ya da yok. Anlatmak istediğim bu. (Ya da değil.)
Logged

Hayat benle dalga geçiyor.
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 541



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Eylül 08, 2007, 11:08:25 ÖS »

hayır "bilemeyiz" gibi bir benimseme içine girmiş isen bu sadece senin için ve senin gibi düşünenler için geçerliliğini korur demek istedim.gayette cevabın net olduğunu düşünenler de vardır ve onlara göre de bilememek garip gelir Göz kırpan
Logged
madi
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 719


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : Eylül 09, 2007, 01:54:40 ÖÖ »

puan olayını hiç beğenmedim Dil çıkaran tamam, doğru, böyle bişeyler kulağa hoş geliyor ama boş olmamalıyız gibi geliyor.


boş olmamalıyız derken sorgulamalıyız, ki burada da hep bu "sorgulama" yapılmış. Ama bence bu yolda bir "nirvana" yok, tatmin olma gibi bir durum yok. Devam eder, gider...
Logged
Carlito
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 91


Umutlar, hiç...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Eylül 09, 2007, 10:43:22 ÖÖ »

İnsan yaşayabileceği en büyük acıyı doğarken çektiği sıkıntı ile yaşar ve hayatı boyunca acı çekmemek için çabalar.
Logged

oh, people turned away..
Parlak
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 68


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Eylül 11, 2007, 03:40:48 ÖS »

Yaşam mücadelesinin sebebinin sadece rahatça ölmek olmak adına olmadığını düşünüyorum, insanın bizzat kendi tabiatından gelen daha karmaşık sebepler var bence. Cevabım da buna yönelik olacak.
Ölmek için mücadeleye gerek yoktur. Bir insanın mücadelesiyle de ölümü aklına getirme oranı ters orantılıdır. Zaten ölüm ve mücadele anlam itibariyle birbirine zıttır. Her insan kendi ölüm tarzını istediği anda belirleyebilir. (günah vs. gibi korkuları bu sorgulamaya kesinlikle dahil etmiyorum, ne de herhangi bir dogma aracılığıyla gelen bir korku sebebiyle belirleyememesini) Rahatça ölmek isteyen insana da, bir ad bırakmak isteyenine de, yaşamının anlamını bir kez olsun sorgulamamış insana da ölüm eşitlik sunar. Artık hepsi sadece bir ölüdür. Ne rahatça ölmenin, ne de sıkıntıyla veya bir pislik gözüyle bakılan biri olarak ölmenin, öldükten bir sonraki anda hiçbir anlamı, ölü bedenine ya da artık haberdar olmadığı ruhuna kattığı hiçbir değer yoktur.
Bu yüzden bence ölümün insanın hayatını ve mücadelesini belirleme etkisi de 0’dır. Peki bu durumda neden mücadele edeyim diye soruyor ve diyor ki insan: “Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum”, ve ölümü farklı kılmak adına değil de, yaşamı farklı kılmak adına bir savaşım veriyor. İnsanın her eyleminde kendine yönelik bir yan vardır, yani verdiği bütün mücadele de bir kendisine hizmettir. Bazen güzel süsler altındadır hizmeti, bazen olabildiğince çıplaklığıyla. Neden mücadele ediyoruz? Rahat “yaşamak” için, övüldükçe güç, saygı gördükçe güç kazanmak için, kendini biraz olsun diğerlerinden farklı hissedebilmek için. Denebilir ki, her zaman insan kendisi için bir eylemi gerçekleştirmez, örneğin yardım etme, hayırseverlik gibi durumlarda. Ama bu eylemlerini de kendisinin toplumca iyi görüleceği ve üstüne pozitif bir sıfat yakıştırılacağını düşünerek gerçekleştirmiyor mu en temelde, asıl motivasyonu bu değil mi! İnsanın mücadelesini ise seçeceği yol belirler. Bu mücadele bir asalak, başkalarının sırtında yaşayan bir insan sıfatıyla minimum enerji kaybıyla en düşük seviyede olabildiği gibi, yaşamındaki herbir şeyi sorgulayan bir filozof seçimiyle de maksimum düzeyde olabilir. Diğer insanlar da ne tarafa daha yakın olmak isteyeceğine farklı koşullarda verdiği farklı kararlarıyla bu araya yığılırlar.
Logged
Mor Köpüklü Sabun
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 182


a.k.a ANJEL


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : Aralık 23, 2007, 02:25:23 ÖÖ »

parlak'ın mesajına kesinlikle katılıyorum hatta benim yazmayı düşündüklerimi yazmış bile diyebilirim..
neden varız sorusunu bi kere başlı başına ben bir çözüm bulam çabasndan ziyade bir kaçış olarak görüyorum.. çoğu kişi "neden varız, neden geldik amacımız ne" diye düşünerek ilk olarak kendini farklı sanar, halbuki çewremizi iyice gözlemleyecek olursak bu soruları kendine ya da dünyaya yönlendirenlerin sayısı azımsanacak gibi değildir, öte yandan, kendini farklı sanmasa dahi, sonuçta bu pek de birşeyi deiştrmez, hayatın amacını bulmaya çalışmak bizi bir çözüme değil soruna itekler sadece. ilk olarak hayatn bir amacı olduunu nereden çıkarıyoruz? böyle bi soruyuda kendisine sorması gerekr "hayatın amacı"nı irdeleyen insanın. bence bu hayatla münakaşa sadece insana içten içe kendine pes etme hakkı tanımasını sağlar. "neden geldk bu dünyaya, amacımız nedir, yaptığımız herşey boş, bizi zorluyorlar diye okuyoruz, hepimiz koyunuz vs vs" belki orada gerçektende bilemediimz ilahi bir güç var ve gerçktende bizi sınamaya yolladı bu dünyaya.. belkide burası bir oyun dünyası ve biz kendi amaçlarımızı belirleyerek geldi, ruhumuzu bilgilerle donatmaya, sevilenlerin peşndne gitmeye, dünyada bi fark yaratmaya.. belkide sadece uç uca dizilmiş elementlern oluşturduu proteinleri karmaşk yapısından başka bişey değiliz, hepten hasarlı bi sistemz. bunu asla bilemeyz, en azndan yaşadıımz sürece.. belki de bileblrz, ama öğrendkten soora bunun bize faydası ne olacaktr herangi bi cwba ulaşmanın mutluluğu haricinde..
diyelim bir gün hayatn anlamını arayan şahıs buldu. meersek gerçektende öteki tarafta cennete gitmek içn sınandıımz bi playgroundmuş adeta. peki o dakikadan sonra o insan tamam o zamn kuran burda secde burada ben başlıyorum namazıma mı diyecek, sorgulaması devam etmeyecek mi? demezmi o zamn neden peki namaz, neden peki kurban. tamam hayatımzn amacı sınanmakmş, o zaman neden peki bunlarla sınanıyoruz? einstien'ın bi lafı varmış, kelimesi kelimesine çıkaramicam üzgnm ama anlamını hatrlıorm "insan aklı kendi ürettiği problemleri çözemez" diye, ya da bunun gibi bişey. yani bu bilgiyi doğada taşı duvarı delerek suyu tuzla karıştırarak bulamicaksak, düşünerek de bulamayz. çünkü o sorunu zaten biz attk ortaya. kuyruğunu yakalamaya çalışan bir kedi içn.. kuyruk için koştukça kuyruk kaçar, kuyruk kaçtıkça kedi koşar.. sorunun sebebi zaten biziz..
bütün bunların yanı sıra bana kalırsa hayatta gütmemiz gereken "neden buradaym" sorusundan ziyade, "daha başka nasıl mutlu olablrm" olmalı.. madem gelmişiz buraya, ondan olanca faydayı sağlamalıyz.. mutlu olmaktan ben hoşlanmıyorum diyen var mı? umarm kimse bana mutlu olmayı sewmiorm mutluluk olmasaydı mutszlkta olmazdı demez, çünkü mutluluun olmadıı bi dünya var olamaz, çünkü herşeyi kıyaslamaya programlanmşz adeta, birinin kötü saydıı şeyleri başkası iyi sayabiliyorken mutlu olmak kaçınılmaz her ne kadar kendimize özellkle ergenlk çağında inkar etmeye çalşsakta.. dünyadan olanca faydayı sağlamak diyorduk. şöyle bir örnekle açıkalamayı deniyim. mutluluk erişemediğiniz yükseklikte bir cisim olsun. yanınızda garip şekilli sağlam bir obje var, ne işe yaradıını bilmioyrsunz, ve o da hayat işte.. orada istersenz mutluluk tepenizde sizi beklerken o objenin aslnda ne iş gördüünü bulmaya çalışablrsnz, ya da o objenin üzerine çıkıp mutluluğa ulaşablrsnz.. dediim gibi madem hayata gelmişiz, maximum mutluluu elde etmemiz gerekr. bu hayat bizim ve kanımca bir daha gelmeyeceğiz, öyleyse etinden sütünden faydalanmak lazm durup çürümesini beklemektense.. çünkü mutluluk her yerde, otobüste boş koltuk bulduunzda, canınız birşey çektiinde onu dolapta bulduunzda, kulağınıza çalınan hoş bir şarkıda, farkire verdiinz 3 kuruş parada, her yerde, sadece ördüğünz duvarları yıkıp köprü yapmak lazm o kadar.. hatta köprüye bile gerek yok ya Gülümseme
umarm söylemek istediimi annatablmşmdr.. bana kalrsa hayatn amacını aramak gereksz bir uuraş, ve hayatı köpeğinz yapmaya çalşmak en iyi yol, ne olrsa olsn, sen bu dünyadasn ve bir daha olmayablrsn, hangi yönde risk almayı düşünüorsn? öteki dünya var bence ben burada uslu duracam mı dicen? hayatn anlamını bulmadan asla diyip elnde bir hiçle toprağamı gömülcen? yoxa eğlence bitmesin bi kez daha mı geliyorz bu dünyaya gelip peşinen eğlenmeye mi başlican?

bana kalırsa eğlence için çok geç kalmamak lazım, benm elimdekini riske atmaktansa ileride sahip olabileceğim bir şeyi riske atmayı tercih ederm...

bu arada hayatn amacına kafayı takmş olanlar da varsa, yada kafayı takmak demesek bile, ilgilenenler  fln da diyebilrz
ramtha - beyaz kitap
diye bir kitap var, öneririm kendilerine.. internetten araştrp nasl bi kitap olduunada bakablrsn.. ilginç bir bakış açısına sahip..
Logged

Why not?
Carlito
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 91


Umutlar, hiç...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : Şubat 21, 2008, 02:52:17 ÖÖ »

Değiliz, uyanırsak rüya biter.
Logged

oh, people turned away..
ealemdar41
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 20


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #23 : Eylül 15, 2008, 01:24:59 ÖS »

Ben camı açıp atlıyorum..daha iyi bi ölüm için bukadarına gerek yok sanırım..D:Kahkaha:D...



Camın önünde balkon olması büyük şansızlık.
Logged
Sayfa: 1 [2]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: