Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

40728 Mesaj 3537 Konu- Gönderen: 7161 Üye - Son üye: gozdeclk
Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: Samsung Mobilers Projesi  (Okunma Sayısı 1393 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sweetboyz
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 08, 2010, 12:06:23 ÖS »

Samsung Electronics'in, gençlerin pazarlama ve stratejik planlama
yeteneklerini arttırmak ve onlara iş dünyası öncesinde gerçek bir
deneyim yaşatmak amacıyla düzenlediği Samsung Mobilers Projesi,
üniversite öğrencileri tarafından büyük ilgi görüyor. Haberin devamı
için; http://teknoloji.milliyet.com.tr/samsung-mobilers-projesi-nde-son-1-hafta-/sektorel/haberdetay/05.05.2010/1233945/default.htm
Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 971



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mayıs 09, 2010, 04:15:08 ÖS »

Her dönem sınıfın %70'inin kaldığı dersler az değil açıkçası..Doğru bilgilere sahip olduğunuzu düşünmüyorum. Siz hangi üniversitede okuyorsunuz merak ettim. Sanki bu Türkiye genelinde bir sorun değil de sadece Boğaziçi İtü vs üniversitelerinin sorunuymuş gibi konuşuyorsunuz.
Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 971



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Mayıs 09, 2010, 11:41:46 ÖS »

poseion2;

Belli ki biraz arşive bakmışsın ya da bir iki mühendis arkadaşın var buradan. Ona göre sınavlar hakkında yorum yapıyorsun.

Şöyle diyeyim. Ben mühendis değilim, fizikçiyim. Mühendislerle ortak dersler alıyorum. Gördüğüm kadarıyla mühendislerin çoğunluğu zaten işin bilimiyle ilgilenmiyor. Bu açıkçası bence ciddi bir sorun. Ama Boğaziçi'ne has bir durum değil. Eminim okuduğun üniversite her ne ise orada da böyle bir durum söz konusudur. Bu insanların bakış açısıyla ilgili bir olay, idealist olma meselesi. Ama böyle işte. İnsanlar bulundukları yerin "akademik" bir ortam, yani bilim yapılan, teknoloji üretilen (ya da en azından bunların olmasının gerekli olduğu) bir yer olduğunun farkında değil. Daha çok iş bulma kurumu gibi algılanıyor. Dolayısıyla mühendislerin (yani uygulamalı bilimcilerin) çoğunluğu eğitim gördüğü daldan sapıyorlar ve bilim&teknolojiye yapmaları gereken katkı belki de hiç olmuyor.

Zaten kimse Boğaziçi'nin mühendislik dersleri bir yana gerisi bir yana demiyor. Her okulda iyi kötü eğitimini alırsın her türlü. Farklılık daha değişik yerlerden geliyor. Şöyle söyleyeyim;

Fizik Bölümü öğrencilerinin aldığı(zorunlu olarak) 2 tane batı edebiyatı metinleri ve analizi, 2 tane türk edebiyatı metinleri ve analizi, 2 tane genel insanlık tarihi ve analizi (humanities & cultural encounters) ve giriş bazında 2 tane ekonomi (mikro ve makro) dersleri; ve bunların yanında engelsiz alabileceğimiz yabancı dil, güzel sanatlar, tarih, felsefe, edebiyat vs dersleri seçmeli olarak bize açılmış durumda. Örnek vereyim, programıma uydurabilirsem "19.yy Feodal Japonya tarihi" dersi ve "theory of the musical sound" dersi almayı düşünüyorum ben.

Bunların yanında, yalnızca sözel bilimler öğrencileri için (fen ve mühendislik öğrencileri dışında) küresel iklim değişikliği, kozmoloji (evren bilim), genel bilimler gibi dersler açılmakta.

Yani kısacası nefret ettiğin bu okul; fen öğrencisine felsefe, tarih, edebiyat ; beşeri bilimler öğrencisine belli düzeylerde matematik, fen, bilim tarihi dersleri veriyor..

Bu imkanları sağladığı için Boğaziçi Üniversitesi'nde nefret edilecek bir taraf göremiyorum. Ha senin sorunun öğrenci profili ise, olabilir mutlaka. Herkesin böyle sorunları oluyor. Açıkçası ben de çoğu mühendislik öğrencisinin tam olarak ne yaptıklarını bilmemelerinden şikayetçi oluyorum zaman zaman. Ama çok da umrumda değil açıkçası. Sana da bunu tavsiye ederim, elin başka okulundaki öğrencisiyle uğraşacağına kendi eğitiminle ilgilen ve onların olmayacağını düşündüğün, hayalindeki gibi bir mühendis ol da o zaman belki bu insanların doğru yola gelmesi için çabaladığını görebiliriz.

Saygılarımla..
« Son Düzenleme: Mayıs 09, 2010, 11:45:03 ÖS Gönderen: MorrisonHotel » Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 971



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mayıs 11, 2010, 09:46:34 ÖS »

poseion2;

  Türkiye'de kaç tane akademik kurum var ki teknoloji üretsinler? Ee üniversiteler ne o zaman diyorsan şöyle cevap vereyim. Türkiye'de üniversite adındaki okuların %95'i kolejdir asıl anlamıyla. Yani sadece lisans eğitimi verirler. Yüksek eğitim birimlerini söz konusu dahi etmeye gerek yok. Ama bir üniversiteden bahsediyorsan, bunun içinde araştırma fonu olacak, geniş kapsamlı laboratuvarlar, ana bilim dallarına ait enstitüler olacak. Ve bu şekilde üniversitede bilim yapılacak ve teknoloji geliştirilecek. Acı gerçek evet ama Türkiye'de bu statüye sahip bir elin parmakları kadar kuruluş var. Evet Boğaziçi de bunlardan biri. Bunun için işverenlerin bu üniversitelerin mezunlarına iş vermesine bir şey deme hakkına sahip değilsin. Ekonomi mevzusudur zira bu. Bak mühendislerin almasına gerek yok dediğin ekonomi dersi insana bunu öğretiyor misal.

  Emin ol sosyal bilimler konusunda bilgili olmak sandığından daha önemli bir şey. İnsanın mesleğine bakan bir durum değil bu. Bazı temel soruları insanın kendisine sorabilmesinde, etrafını doğru düzgün gözlemleyip, analiz edip, sorgulamayı bilmesinde; o insanın felsefe, edebiyat, tarih vs gibi konulardaki bilgi ve deneyimi yatar mutlaka.

  Şundan da emin olmalısın. Gerçekten tam anlamıyla işini iyi yaparsan -ki öncelikle bunu yaptığın işi severek elde edersin- mezun olduğun okulla ilgili o kadar da endişelenmezsin. Ya da kim hangi kokteylde, hangi okuldan mezunmuş kafana takmazsın. Eğer kaygın, mesleğini doğru düzgün bir iş etiğiyle yerine getirmekse endişelenmen gereken çok daha önemli şeyler vardır zaten bunlara nazaran..

  Bu tür düşünceler zaten temelde ayrımcılığı destekler. Dolayısıyla "..siz şunu yapamıyorsunuz, şöylesiniz böylesiniz, %100 türk şirketi kurdunuz mu hiç" diyerek kendinle çelişiyorsun. Bunlar işbirliği olmadan olacak işler değil. Yadsıdığın yabancı ülkelere eğitim almaya giden insanlar en azından bir işi doğru düzgün nasıl yapabileceklerini öğreniyorlar. Ve bunların çoğu ülkesine dönüp işini burada icra edip ülkenin geleceğine katkıda bulunuyorlar. Eğer yeni nesillerin eğitimi belli bir seviyenin üstüne çıkarsa zaten Türkiye belli bir refahın üstüne çıkmış olacak, sen de Amerikalara gitmek zorunda kalmayacaksın belki de..Zaman isteyen şeyler bunlar. Karamsar olmayınız.
Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 971



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Mayıs 12, 2010, 06:56:46 ÖS »

poseion;

Mühendislik fakültesi adına konuşmuyorum. Kendi fakültemden ve İktisat fakültesinden gördüğüm kadarı ile Boğaziçi Üniversitesi'nde gayet bilim de yapılıyor, bilim de öğretiliyor. Mühendislik Fakültesi'nin bilim yapması zaten çoğunlukla gereksiz, teorik işini doğa bilimleri bölümleriyle iş birliği yaparak halleder (zaten klasik fizik sınırları dışına çıkabilen bir mühendise rastlamak kolay bir iş değil)..Bunun için mühendislik fakültesi bilim yapmıyor demek çok da suçlayıcı bir sav olmuyor. Zira anormal bir durum değil bu. Ha teknoloji üretmiyor dersen amenna. Ama ben de şunu söylüyorum, bu bir kaç üniversitenin sorunu değil, genel olarak Türkiye'nin bir sorunu. Araştırma-geliştirme fonunun yetersizliği ve vasıflı elemansızlık sorunu.

"Boğaziçinden mezun olanlar yurtdışında akademisyen olurlar, hocalar da başka okullardan gelmişlerdir" derken mühendislik fakültesi için konuştuğunuzu var sayıyorum. Ben mühendislik fakültesinden 1 ya da 2 ders aldım alacağım, gerçekten de elektronik hocam İtü mezunu. Ama kendi fakültemin ve ders aldığım diğer fakültelerin hocalarının büyük bölümü buradan mezun, onların da çoğu dışarıda yüksek eğitimi tamamlayıp tekrar buraya geri dönmüş insanlar..

Buyrun Boğaziçi'nde doktoranızı yapın. Ama amacınız bilginizi 'satmak' ise kusura bakmayın ama burada sövdüğünüz onca mühendisten birisi olursunuz siz de. Öğrenci profili konusunda size tamamen katılıyorum. Aklı başında, ne yaptığını bilen, idealist bir mühendise rastlamak oldukça zor Boğaziçi'nde. Ama bu da ne üniversitenin suçu ne de MBA yapıp işletmeci olmaya niyetlenen mühendislik öğrencisinin suçu..Günah keçisi aramaya lüzum olmadığını düşünüyorum. Kendinizden sorumlu olarak gerçek mühendis nasıl olunur yeni nesillere bunu aktarmaya çabalamanız zaten sizin kendi adınıza sorumluluğunuzu yerine getirdiğinizi gösterir.

Şunu da unutmayın, bu okulda mühendislik okuyan, ya da mezun olmuş olan tanıdığım gerçek anlamda çok iyi mühendisler var. Yani umudunuzu yitirmenize gerek yok, bu gibi insanlar hep olacaktır. Sayıları ise günden güne artmakta..
Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 971



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Mayıs 14, 2010, 01:15:44 ÖÖ »

Yetersiz bir gözlemden böyle bir sonuç çıkarıyorsunuz. İyi ya da kötü olmanın okulla bir ilgisi yoktur. Bireyin kendi yetenekleriyle ilgili bir durum. Misal, mühendislerin aldığı temel fizik eğitimi konusunda bir sıkıntı olmadığını söyleyebilirim bu okulda, zira yeterince iyi hocalardan yeterince iyi bir eğitim alıyorlar. Ama öğrendikleri fiziği derinlemesine irdelemek neredeyse sıfır..Hayatları boyunca fiziğin çok küçük bir kısmını kullanıyorlar. Çünkü bireysel yetenekleri bununla kısıtlıyor onları. Ama atıyorum bir MIT, Caltech mühendislik bölümlerine bakarsanız adamların modern fizikle içli dışlı olduklarını, bunları kullanarak teknoloji ürettiklerini görürsünüz. Bu da tamamen müfredat meselesi..

Kısacası Boğaziçi yapamıyor da Odtü mü İtü mü yapıyor diye bir durum yok. Kendinizi kandırmayın ben iyiyim siz kötüsünüz diye. Bir iş kötü yapılıyorsa bu onun ya da şunun suçu değil herkesin suçu. Kendinizde de hata payı bulun hiç değilse. Gerek yok böyle polemiklere.
Logged
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  



-