Yazar :İhsan Oktay Anar
Yayınevi : İletişim Yayınevi
Açıkçası ben İhsan Oktay Anar'ın AMAT'ı hakkında o kadar da 'muhteşem' diyemeyeceğim.
İhsan Oktay Anar'ı ilk defa okumus olanlar için üslup yönünden, hikaye anlatımı yönlerinden güzel gelebilir kitap, ( hoş bu yönlerinden dolayı bir çoguna da kötü geliyor İhsan Oktay Anar okumaları

) fakat maalesef öncelikle diğer kitaplarını okumus olanlar görecekler veya hissedeceklerdir ki, AMAT'ta biraz yazarımız kendisini zorlamış. Sanki o üslubu korumak için ayrıca bir çaba sarfetmiş bu yüzden biraz daha yapay olmus anlatım AMAT'ta.. ( duygusal yonden baya narin olmak gerek bunu anlayabilmek için, bir de kitapla çok haşır neşir olmak

)
Bir Puslu Kıtalar Atlası'ndaki gibi zevk alamıyorsunuz AMAT'tan.
Ama gene de son zamanların en muhteşem yazarlarından biridir İhsan Oktay Anar. Felsefe geçmişinin olması bir yana, inanılmaz bir bilgi dağarcığı da oldugu kesin.. eh kelime haznesinin ne kadar güçlü oldugunu da görüyorsunuz..
Bu kitabında kullanmış oldugu Kur'anî betimlemelerin duruşu insanı şaşırtıyor. Süleyman Reis ve Ali Reis'in atışmaları (şeytan-Adem olayı), Diyavol Paşa'nın hiç dokunulmaması gereken siyah kaplı kitabı (Havva -elma olayı) , Süleyman Reis'ın ruzgarı nefesiyle durdurması (Hz.Süleyan'ın tabiat olayları üstündeki iradesi) v.s. olarak daha bir çok örnekte karşımıza çıkıyor.
Bunun dışında gemideki ilginç adam, Diyavol Paşa'nın yardımcısı , esrarengiz kişi, zar ile milletin falına bakarken yaptıgı sekiller de, aynı zamanda eski zamanlarda, bir ilmi nucum (yıldız bilimi)ve ilmi hal (dış görünüşten insan karakteri çıkarma) ile karakter ve kader tahlili yapmakta kullanılıyor. Bunu da bu tip konularda yazıları oldugu bilinen İbn-i Arabi'nin bir kitabında görmüştüm. Sanırım adı "Saatlerin Hazinesi" idi.. eski bir kitapdı.. bilinmeyen bir de yayınevi vardır.