Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

40729 Mesaj 3538 Konu- Gönderen: 7161 Üye - Son üye: gozdeclk
Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: Fransa ve soykırım kararı  (Okunma Sayısı 2263 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cobanatesi
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 137

in god we trust.. everyone else pays cash.


Üyelik Bilgileri WWW
« : Ekim 13, 2006, 05:20:58 ÖS »

hepimiz neler olduğunu biliyoruz
peki siz ne düşünüyorsunuz?
bu karar ne demek, ne gibi sonuçları olur ve nasıl bir tepki vermek gerekir??
Logged

"In the beginning, there was nothing - but nothing is
 unstable.  And nothing borrowed nothing from nothing,
 within the limits of uncertainty, and became something.
 The rest is just math..."
man_made_god
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 427


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 13, 2006, 09:33:38 ÖS »

böyle 'mantıklı' bir karara verilebilecek en mantıklı tepki gidip fransız parlementosunda soykırım yapmak olucaktır heralde....



bence bunlar güzel gelişmeler hala avrupayı dost zanneden ya da avrupanın yüzyıllardır süregelen kötü niyetinden şüphesi olanlar varsa onların uyanması açısından...
Logged
muhip
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 623


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2006, 09:51:03 ÖS »

katılıyorum..hatta gündemin böyle bir konuyla meşgul olduğu şu günlerde orhan pamuk'un nobel ödülünü almasıda bence bu konuyla alakalı bir gelişme....bence soykırım iddaları kadar önemli ve hiçte "altı üstü bir ödül" şeklinde değerlendirecek kadar da masumane değil....
Logged
Sayanora
Sr. Member
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 290


รคאคภ๏гค


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ekim 14, 2006, 11:55:28 ÖÖ »

Ambargo geliyor..bu onları fena etkileyecek..özellikle de ihalelere fransız şirketlerinin giremeyecek olması..
Logged

Come to me,i can be,what u need,oh baby.
mirza
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Ekim 14, 2006, 04:33:29 ÖS »

oh iyi olsun..böyle bir karara oturup saçmalık demek yerine bişeyler yapmamız gerekecektr..
pamuk orhan'ı da göğe çıkartıyorlar çok güzel bişey yapmış gibi..zaten burda kendimize laf söylersek yükseltiyorlar..
Logged
inal
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 118


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ekim 14, 2006, 05:04:37 ÖS »



  allah aşkına türkiye üzerinde oynanan oyunların hepimiz farkındayız artık. Orhan Pamuk'un ödül almasının sebebide hepimizin bildigi ve gecmişte yapmış oldugu ermeni soykırımıyla ilgili olan acıklamalar. ödül Türkiye'ye degil birey olarak orhan pamuk'a verildi. Fransa'nın aldıgı bu kara umarım biraz daha akıllanmamıza yardımcı olur
Logged

My life style determines my death style
muhip
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 623


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ekim 14, 2006, 11:04:28 ÖS »

ama önce nabız yokladılar tepkiler büyük olunca şimdi ufaktan ufaktan ortamı yumşatcak söylemlerde bulunuyorlar sayın fransa'lı büyükler..
Logged
MCakan
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 826

What we do in life Echoes in eternity... Maximus


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ekim 21, 2006, 02:51:56 ÖS »

Bıktım politikadan yaa
 Ben izlemek bıktım insanlarsa yeni yeni dolaplar planlamaktan bıkmadılar
100 sene ilersinin oyunlarını şimdiden planlıyor manyaklar
Logged

IEL 2004  >> Mehmet Cakan <<  EE-2
the womaniser
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ekim 21, 2006, 11:27:47 ÖS »

sezer ya da erdogan artık kiminki yerse gitsin fransaya desin bakalım soykırım yoktur diye asıl eglence o zaman baslar bence mutlaka yapılmalı..
Logged

mükemmel olmak da benim lanetim..
Kuzey
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #9 : Ekim 23, 2006, 10:20:57 ÖÖ »

Güzel bir yazı bence okumalısınız bu konuda...

Düş artık yakamızdan Fransa!


Hep böyle olur. En son yaşananlar, yakındaki çöpün uzaktaki ağaçtan daha büyük görünmesi gibi, gerçeğin üstünü örter, kendisi de birkaç zaman sonra batacak olan yeni bir yanılsamanın kuyruğuna bağlar zihnimizi. Fransa Meclisi’nin aldığı son karar da bu Frenk memleketi hakkındaki yargılarımızı sanki geri dönülemez biçimde sarsmış görünüyor. Ama sadece “sanki”. Bir süre sonra kırılgan (Menderes, “nisyan ile malul” demişti) hafızamız bu fena hatırayı da bağrına gömecek ve kızacak başka şeyler bulacağız.
Yine de güncelin bizi ayartmasına karşı mesafe koymayı bilelim ve uzak günlere sürelim kâğıttan gemimizi. Epeyce uzağa. Şöyle bin, binbeşyüz yıl kadar önceye.

Fransız halkının kökeni nereye dayanır? Bu çıplak sorunun cevabı çetrefillidir. Aslında Fransızların ataları olan Franklar Tuna boyunda, Macaristan civarında yaşayan “barbar” kavimlerden biriydi. Roma İmparatorluğu onların Akdeniz’e inmesini yasaklayıp uç beyliği konumunda tutma şartıyla vergiden affetmişti (zaten “frank” kelimesi de ‘vergiden muaf tutulan’ demektir). Roma İmparatorluğu’nun çökmesiyle Franklar Galya’ya, yani bugünkü Fransa toprağına yerleşmeyi başardılar. İşte Yahya Kemal’in, bir Fransız yazarından alarak tekrarladığı, “Fransız halkını bin yılda Fransa toprağı yarattı” sözü bu yeni toprağın yurt edinilmesi sürecini özetler.

Bunları anlatırken, nedense, ‘Aa, tıpkı bizim maceramız gibi’ dediğinizi duyar gibi oldum. Tabii ki öyle. Yahya Kemal’in Türkiye’nin Malazgirt iksirini Paris’te keşfetmiş olması da bir başka ilginç nokta. Biz nasıl Malazgirt zaferiyle Anadolu’da kendimize yeni bir vatan açmışsak, Franklar da Romalıların “Galya” dedikleri toprakları vatan edinmişler, misafir olarak geldikleri topraklarda yaşayanlarla yoğrularak Fransız kültürünü var etmişlerdi. Tabii Frankların ancak 8. yüzyılda Hıristiyanlaşıp Avrupalılaştıklarını da eklemek gerekiyor. (Sahi biz onları ta baştan beri Avrupalı bilmiyor muyduk? İşte patlatmanız için bir çıban başı daha!) Aynı şekilde biz de Anadolu platosunun kilidini 11. yüzyılda kırdık ve bu topraklar bin yılda kimliğimizi yoğurdu.

Demek istediğim, Fransa evvel eski bizim bildiğimiz Fransa değildi. Fransızlar da her millet gibi tarih içinde çıktıkları yolculukta nice duraklara uğradılar, bugünkü kıvama erebilmek için nice ter ve kan döktüler.

Ne var ki, yeni vatanlarında Fransa krallarını ciddi bir meşruiyet bunalımı bekliyordu. Barbar bir kavimken vatan ve din değiştirmişlerdi; yeni vatanları üzerindeki iddialarını hukukî bir çerçeveye bağlamak için şiddetle meşru bir tutamağa ihtiyaçları vardı. Bu bunalım ancak Fransa krallığını kendilerinden önceki imparatorluklara bağlamakla çözülebilirdi. Doğru ama hangi imparatorluğa? Roma İmparatorluğu, arkasında varis bırakmadan çöküp gitmişti. Kala kala geriye Bizans kalıyordu. Ama Bizans’la da tarihî bir bağ kurulamıyordu. Bu durumda tarih kuyularının başına koşarak masallar çekmeye başladı Fransa’nın akıldaneleri.

Efendim, Truva’nın yıkılmasıyla Batı’ya kaçanlar olmuştu. Bunlardan Aeneas, şair Virgil’in eseri sayesinde Roma’da tanınıyordu. İşte bu zat-ı muhtereme bir yeğen uydurup adını Francion koydular ve onu Fransızların atası ilan ettiler. Böylece Antik Çağ’ın en uygar devleti olan Truva’nın hükümdar ailesine demir atmış oluyordu Franklar. Sonradan bu soyağacına Büyük İskender’den tutun da Turcus’a kadar kimler eklenmedi ki! Asıl ilginç olan husus, bu Turcus ya da okunuşuyla söylersek Türküs, Türklerin atası oluyordu. Böylece meselenin bam teline dokunmuş olduk: Fransızlar ile Türkler kuzen çıkmışlardı!

Bakın şu bizim kuzenlerin işine! Bir zamanlar bizimle akraba olduklarını ispatlamak için kırk dereden su getiren hayırsızlar şimdi kalkmış, bize ağabeylik taslıyorlar. Eh, kuzenlerin birbirine kızıp küsmesi normaldir diyeceksiniz ama aynı hak bize de tanınmış olmuyor mu böylece?

Efsane bir yana, Fransızların tarih boyunca Türklere yakınlıklarını her fırsatta dile getirdiklerini, Fredagaire’in “Historia Francorum”undan beri biliyoruz. Ancak bu şarkı burada bitmez sevgili okur. Pierre Chuvin’in “Popüler Tarih”in son sayısında yazdığına göre, biz Bizans’ı yıkıp yerine oturunca Galya’daki kuzenlerimiz pek bir gönenmişler bundan ve Fatih’in, aslında Yunanlılardan ortak ataları olan Truvalıların öcünü aldığını düşünüp onların medar-ı iftiharları olduklarını söylemişler (o vakitler Grekçe konuştukları için Bizanslılar, Yunanlıların devamı kabul ediliyordu). Nitekim Montaigne’in denemelerinden birinde benzer bir yoruma hayretle rastlamışsınızdır siz de.

Fransız paparazzicileri Fatih’in annesinin bir Fransız prensesi olduğu efsanesini fark ettiklerinde tarih yeni bir rüyaya daldı. Bu efsaneyi sırtlanan Fransızlar yine “Türk” dedikleri Osmanlı kapısında aradılar meşruiyetlerini. Bir Fransız prensesinin, Osmanlı sarayına girip de Fatih gibi bir cihangiri doğurduğu ortaya çıkarsa Batı’daki kuzenlerimizin Avrupalı komşuları arasındaki konumları güçlenecek ve Fransa kralları daha bir dik bakacaklardı etraflarına. Böylece Büyük Efendi’nin, yani Padişah’ın akrabası konumuna yükseliyor ve Osmanlı kanalından Bizans’a ve Roma’ya, oradan da kestirmeden Truva’ya bağlanıyordu soyları. Uyanıklığın bu kadarına da pes doğrusu!

Lakin pes diyen yalnız biz değiliz. Nitekim Fransızların bu uyanıklığı Osmanlı sarayına da pazarlamak ve bu sayede işlerini usulet ve suhuletle görmek için çırpınıp durmaları, sonunda tarihçimiz Peçevî’yi çileden çıkartacak ve Fatih’in annesi meselesini bir hafiye gibi araştırmaya koyulacaktı. Fransızların ağızlarına sakız ettikleri rivayete göre, Fatih’in annesi Müslüman olmamış, yani Hıristiyan olarak ölmüş; zaten kilitli tutulduğundan Galata’daki türbesinde de Kur’an okunmazmış. Sevgili Peçevî bir gün elçilerin sözünü ettikleri türbeye gider, bekçisiyle konuşur. Bekçi kendisine, her sabah türbede hatim indirildiğini, ardından da kapısının kilitlendiğini söyler. İşin aslını öğrenen Peçevî uygun bir fırsatta bu bilgiyi Fransız elçisine aktarmışsa da, adam Nuh demiş, peygamber demeyip iddiasından geri adım atmaya zinhar yanaşmamıştır. Saf tarihçimizin anlayamadığı nokta, adamın derdinin Prenses’in varlığını saraya kabul ettirmek değil, bu efsane üzerinden hem Avrupa’da, hem de Osmanlı sarayında itibar kazanmak, velhasıl Osmanlı hanedanından asalet payı devşirebilmektir.

Anlayacağınız, hayırsız kuzenlerimizin yeni bir yaramazlığı ile karşı karşıyayız. Onları affedebiliriz. Baksanıza, hâlâ meşruiyetlerini bizim üzerimizden üretmeye çalışıyorlar. “Yahu bin sene olmuş, ayaklarınız üzerinde durmayı öğrenin de düşün artık yakamızdan.” dememizi mi bekliyorlar yoksa?
Logged

Sevdamızın adı berrak, sonu toprak, dönen alçak olsun !
sa_ada
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Şubat 13, 2007, 09:38:20 ÖS »

 tarihten çkarılacak çok güzel bi pay daha var aslında...yüzyıllardr franszlar yanmzda gibi görünmek adına binbir yalakalık yapmş,hatta bizi bazen buna inandrmş,ama arkamzı döndüğmüz ilk fırsatta hayinliğini esirgememştir..bu kez de bugüne kadar hçbrşekilde kanıtlanamamş(çünkü hiçbir zaman yapılmamış)sahte bi soykırım iddiasıyla brilernn gözünü boyamaya çalışıolar.ben orhan pamuk u,franszları destekleyen herkesi,tüm erkekler askerdeyken köylere grp kadnlara tecavüz etmş,bebekleri katletmş,yaşlı erkekleri camiye doldurup yakmş,sonra da öldürdükleri insanlarn kafataslarndan tepeler oluşturmuş ermeni askerlerini anlatan yaşlı amcanın gözyaşlarına bakmaya davet ediyorum.bu insanlardan bugün hala hayatta olanlar vardr!o yıllarda evlernde olmayan erkekler kendileri için diil,belki klişe gelcek ama bzm için savaş alanında ölüolardı.şmdi gerçekler bilinmedği,bilineneler söylenmediği için,gerek franszlar,gerek bu ülkenn ekmeğyle  büyümüş ama hainlkten korkmamş kişiler,gerekse şu bkaç gün içinde aynı tasarıyı kabul etmeye hazrlanan ülkeler deym yerndeyse köpeksz köy bulmuşlar,deyneksz geziolar.bana kalırsa üstümüze düşen tek şey Türk olmanın hakkını vermektr arkadaşlar.
Logged
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  



-