evet bence de bir insan konuşacağı zaman sadece düşündüklerini söylemeli...fakat şu da var ki ''her söylediğin hak(doğru) olsun ama her hakkı(doğruyu) her yerde söylemeye hakkın yoktur.''bence bu kaide hatırdan çıkarılmamalı konuşurken...ayrıca birisi size bir konu hakkında görüşlerinizi sorar siz de cevaplarsınız...ama ortada fol ve yumurta yokken siz kalkıp inandığınız doğruları bir topluluğa da hakaret ederek ifade ederseniz bunun doğru bir yanı olmasa gerek...dikkat ederseniz son cümlemde ''inandığınız doğruları'' ifadesini kullandım..
gelelim ''inandığınız doğruları'' ifadesini açmaya...tekrar belirtmeliyim ki düşüncelerimizi ifade etme özğürlüğü hepimizin sahip olduğu bir şeydir ve tabiki papa da buna sahiptir...fakat burada bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum..şöyle ki;siz bir kişi,kurum,din vb. hakkında tabiki görüşlerinizi ifade edebilirsiniz fakat bunun da bazı sınırlamaları vardır...çünkü ''sınırsız özgürlük özgürlük değildir'' kanaatimce...bunlardan birisi daha önce ifade ettiğimiz üzere hakaret etmeme mevzusudur...burada papa tartışılmaz bir hata yapmışmıştır...buna itirazı olan yok herhalde...gelelim bir diğerine...evet bir diğeri de şu ki;eğer bir kişi,kurum,din vb. yargılıyorsanız doğru konuşmalısınız...papa ''islamiyetin şiddeti haklı çıkardığını''ifade etmiş..rica ediyorum bunun neresi doğru..hz. peygamber ya da O'nun yanında yer alanlar ne zaman birisine haksız şiddet uygulamış...papa bunu neye dayanarak ifade ediyor sorabilir miyim....ayrıca 'islamiyetin akılla bağdaşmadığını'' ifade etmiş..peki bunu neye dayanarak söylemiş...cevap kocaman bir hiç..sadece söylemiş...''ortaçağın karanlık ve acılarla dolu olduğunu'' söylemiş...yine bir hiçe dayanarak.onlarınkinin karanlık olduğunu hepimiz biliyoruz...ama bizimki için bunu kim söylerse yalan söylemiş olur...bunun kısa bir özeti için can dündar'ın bir yazısını copy paste yapıyorum
Ortaçağ karanlık mıydı?
Bizde kim gerici bir hareketle karşılaşsa Türkiye'nin "Ortaçağ karanlığı"na sürüklendiğinden dem vurur.
İnsanı ürküten bir tanım bu... Belki atıl laik kitleleri sarsmakta işe yarıyordur.
Ama tanımın kendisi sorunlu....
Fazlaca Hollywood filmi izlemekten kaynaklanan bir yanılgıya ya da tarihe Batı'dan bakma kompleksine dayanıyor.
Evet, Ortaçağ karanlıktı; ama Avrupa'da...
İslam dünyasında ise sanıldığının aksine neredeyse bir Rönesans aydınlığı yaşanıyordu.
***
Papa XVI. Benedictus İslam dünyasını birbirine katan talihsiz demecinde 14. yüzyılda kaleme alınmış bir eserden alıntı yaparak şunları söylemişti:
"Muhammed'in yeni olarak ne getirdiğini bana göstersene... Bu konuda inandığı dini kılıçla yayma buyruğu türünden kötü ve insanlık dışı şeylerden başka bir şey bulamazsın."
Alıntılanan kitabın kaleme alındığı 14. yüzyılda, asıl Avrupa "kötülüğün ve insanlık dışı şeylerin" pençesindeydi.
"Kara ölüm" veba, yaşlı kıtayı kasıp kavuruyordu.
Hastalıktan Yahudileri sorumlu tutan bir dini grup, Yahudilerin toptan katli için ayaktakımını sokağa döküyordu.
Engizisyon, Mesih beklentisiyle kendini kırbaçlayanla baş etmeye çalışıyordu.
Hastalığın etkisiyle sabana dayalı tarımdaki gelişme durmuş, toprak mülkiyeti bölünmüş, yoksullaşan köylüler ayaklanmıştı.
Yüzyıl savaşları patlamıştı. Fransa ve İngiltere monarşileriyle çatışan papalık ikiye bölünüyor, akılla imanı uzlaştırma çabaları, gericiliğin zırhına çarpıyordu.
Kilise, bütün faciaları cadıların kışkırttığı propagandasıyla büyük cadı avına hazırlanıyordu.
(Bkz: William H. McNeill, "Dünya Tarihi", İmge Y., 1994)
***
Elbette bir değil, birçok Ortaçağ var. Ancak genel tabloda Doğu çok daha parlak durumdaydı.
13. yüzyıl sonunda kurulan Osmanoğulları, ciddi bir miras devralmıştı.
Anadolu'da, "Kâfir dahi olsa kimsenin kalbini kırma" diyen Ahmet Yesevi, "Putperest olsan yine gel" diyen Mevlana Celaleddin Rumi, bütün Balkanlar'a ışık saçan Hacı Bektaş Veli gibi düşünürlerin imza attığı eşsiz bir kültürel zenginlik yaşanıyordu.
İbn Sina'nın eseri "eş-Şifa" Latince'ye çevriliyor, Batılı tıp adamlarına model oluşturuyordu.
Bugün daha ziyade şairliğiyle tanıtılan Ömer Hayyam, yüksek matematikte, fizikte bir Şark ihtilali yaratıyordu.
"İslam bilginleri Kahire, Bağdat, Şam, Endülüs okullarında, teoloji, metafizik, mantık, tıp, astronomi, cebir, geometri, gramer dersleri veriyordu." (Bkz: "Ortaçağ Aydınlığı", Doğu Batı dergisi, s. 22)
***
Sonra Haçlı saldırıları, Moğol istilaları ve içteki İsmaili terörü 13. yüzyılda İslam dünyasında bilimi, kültürü tıkadı ve gerilemeye yol açtı.
Batı ise değişim ve uyum yeteneğinin sağladığı yeni açılımlarla Rönesans'a doğru yürüdü.
Bunları bilmeden ya da bile bile "Ortaçağ karanlığı"ndan söz etmek, bu toprakların mazisine hakarettir.
Papa'nın Haçlı seferi zihniyetiyle düşmanlık yayan sözleri, belki biraz da bizim o maziyi yok saymamızdan cesaret almıştır.
------------ --------- --------- --------- --------
KAYNAK:
http://www.candunda r.com.tr/ index.php? Did=3444 veya
http://www.milliyet .com.tr/2006/ 09/19/yazar/ dundar.html
--
şimdi ben de soruyorum...ORTAÇAĞ KARANLIK MIYDI?papa bir de peygamber efendimize hitaben ''onun getirdiği yeni bir şey söyleyin'' demiş...bununla ve ortaçağdaki bilmediğimiz başka ilim adamlarıyla ilgili bir yazıda bir dahaki sefere...biliyor musunuz bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...