|
Kuzey
|
 |
« : Ocak 17, 2007, 02:28:54 ÖS » |
|
Yıl 1938, Ata mızın ölümünden 3 Ay Önce yazılan doktor raporunda geçen teşhis metni :
...Mustafa Kemal 'in daha önce üç kere sıtma geçirdiği (resmi olarak bu gece ulaştım, hatta samsuna çıkısında da sıtma rahatsızlığı varmış), buna bağlı olarak son dönemde 42 olmak üzere, onlarca kez kitin aldığı ve bu kitin nedeni ile karaciğerinin zedelenerek şişmesi...
Şimdi Türk hekimleri tarafından yazılmış bu teşhis de geçen kitin nedir ona deyineyim..
Kitin : Tıp dilinde oldukça dayanıklı yapıda, n-asetil glikozamin'den meydana gelmiş, birtür nötr polisakkarit tir. Yani anlıyacağımız şekilde ifade edersek; sıtma rahatsızlığında kullanılan mikropları öldürücü etkisi olan bir tür zehirdir. ...Yüksek dozda alınması sonucu karaciğer şişmesi ve ölümle sonuçlanabilecek yan etkileri vardır..
Kitin bir zehir ! Peki Atamıza yaşamının son döenmlerinde 42 defa kitin tedavisini kim yaptırdı ?! (İstanbul Eczanesindeki kayıtlara göre Atatürk adına son 3 ayda 42 kitin alınıp uygulandığı rapor edilmiştir, belgelere ulaşınca yayınlayacağım..)
Şimdi kafamızda bir soru oluştu... Atatürk acaba gerçekten sıtma nedeni ile aldığı yüksek doz kitin den dolayımı hayatını kaybetti...peki ama neden...
Mustafa Kemal'in yaveri Bolu Milletvekili Cevat Abbas Güler'in mason olduğunu kimler biliyor?...Ben bunuda bu gece öğrendim..
Şimdi toparlayalım
Ulu önderimiz herkesin imrendiği herkes için (yolumuzu kesmek isteyen herkes) büyük bir tehdit idi. Ortadan kaldırılması gerekiyordu. Zamanın şartlarından dolayı sıkça sıtma olmuştu. Yakınındaki bazı isimler sıtma tedavisi için ona kitin veriyorlardı ve işe yarıyordu..Fakat yıl 1938...Atamızın karaciğeri yüksek doz kitin nedeni ile şişmiş ve zarar görmeye başlamıştı. Başlarda karınca allerjisi teşhisi bile konmuş ölümünden 3 Ay önce Türk Hekimleri tarafından sıtma nedeni ile aldığı kitin in yan etkisi olarak teşhis belirlenmiş ancak birileri ?! tarafından 42 doz daha kitin verilerek karaciğerin iyice tahribatına neden olunmuş ve teşhisler ve tedavilerle ilgili tüm belgeler yok edilmiştir.
Atamızın ölümü olarakda Türk Milletinin ona sevgisinin azalacağı ve görkemini kaybedeceği düşüncesi ile : Aşırı Sigara Ve Alkole Bağlı Siroz Nedeni İle Vefat Etmiştir. denmiştir. (çünkü ortak fiziksel yanları vardı 2 rahatsızlıgın)
Aynı konuda iddia 2 :
Atatürk sıtmadan mı öldü..?
Bir grup tıp doktoru, Atatürk´ün tarih kitaplarında yazıldığı gibi "alkolün neden olduğu karaciğer sirozu"ndan değil, geçirdiği sıtma ve soğuk algınlığı hastalıklarının tedavisi için kullandığı ilaçların bir komplikasyonu olan "Banti Sendromu"ndan öldüğünü ileri sürdü.
Daha önce Gülhane Askeri Tıp Akademesi´nde görev yapan Doktor Aytekin Ertuğrul, Doktor Şakir Coşkuner, Prof. Dr.Sait Kapıcıoğlu ve arkadaşları, 10 Kasım´da 64´üncü ölüm yıldönümünde andığımız Mustafa Kemal Atatürk´ün yıllardır yansıtıldığı gibi alkolün neden olduğu karaciğer sirozundan değil, sıtma dalağı denilen ve sıtmanın bir komplikasyonu olan hastalıktan öldüğünü ileri sürdü.
Doktorlar, emekli subaylar tarafından yayınlanan Birlik Dergisi ve "Kuva-yi Milliye´de Yeni Ufuklar Dergisi"nde Atatürk´ün ölümüne neden olan hastalık konusunda önemli iddialarda bulundu.
Genel Cerrah Aytekin Ertuğrul, Paris´ten getirtilen Prof. Dr. N. Fissinger ile Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp´in Atatürk´e "Alkolün neden olduğu karaciğer sirozu" teşhisi koyduğunu belirtirken, "Atatürk´ün sağlık hayatındaki gerçek olaylar ve değerlendirmeler, bunun doğru olmadığını ve doğru olmayacağını kanıtlamaktadır" dedi.
Ertuğrul, alkolün siroza neden olmasının çok nadir bir olay olduğunu, alkol alan kimselerde alkolik siroz oluşabilmesi için alkol ile birlikte beslenme bozukluğu, düzensiz gece hayatının eklenmesi gerektiğini kaydetti.
Ertuğrul, Atatürk´ün hayatında iki defa geçirdiği sıtma, bir kaç kez yüksek ateşle seyreden akciğer iltihabı(pnomöni), sayısız soğuk algınlıkları, bunların tedavisi için kullandığı ilaçların bir komplikasyonu olan Banti Sendromu´ndan öldüğünü ileri sürdü.
Aytekin Ertuğrul, "Atatürk´ümüz alkolün neden olduğu sirozdan ölmemiştir. Atamız Türk milletini kurtarmak ve çağdaş uygarlığa götürmek için cepheden cepheye koşarken iki defa yakalandığı sıtma hastalığının ve tedavisi için kullanılan ilaçların bir komplikasyonu olan Banti Sendromu´ndan ölmüştür. Yoksa düşmanlarımızın sözde doktorları tarafından uydurulan alkolik sirozdan ölmemiştir" dedi.
Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu, Güncel Gastroenteroloji Dergisi´nde yayınlanan yazısında, "Türk Halkı, Cumhuriyetin kurucusu ulu önder Atatürk´ün alkole bağlı siroz hastalığından öldüğünü bilir. Çünkü sirozun alkolden olduğuna inanır.
Oysa bunun doğru olmadığı bugünkü bilgilerimize göre ortaya çıkmıştır.
Alkol içmeye bağlı siroz olması riski en az 10-15 yıl günde rakı biriminde 3 bardak ve her gün içilmesi koşulu ile olabilir.
Oysa Atatürk bu sıklıkla ve sürede içmiyordu. Ülkemizde çok daha fazla alkol tüketilmekle birlikte alkole bağlı siroz hemen hemen sıfıra yakındır" dedi. Kapıcıoğlu, Atatürk´ün iki defa sıtmaya yakalandığını, geçirdiği siroz hastalığının sıtmaya bağlı bir komplikasyon olduğunu ileri sürdü. Doktor Şakir Coşkuner ise Atatürk´e Hepatite Sclero- Congestive Ethylique Alkole bağlı karaciğer sirozu" teşhisinin, o dönem elde bakteriyolojik ve biyoşimik olarak yeterli virolojik, otopsi ve histopatolojik olarak hiçbir kanıtın olmadığı ve yapılmadan konulduğunu kaydetti.
Coşkuner, sirozda sıtmanın etkili olduğu, sirozun nedenleri arasında ilaçlar, kimyasal maddeler ve toksinlerin bulunduğunu kaydetti.
|