Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

40729 Mesaj 3538 Konu- Gönderen: 7161 Üye - Son üye: gozdeclk
Boğaziçi Üniversitesi ForumuGenelOn The Road To Find Outsizce akp tam anlamiyla merkez sag bir parti mi?
Sayfa: 1 2 [3] 4
Yazdır
Gönderen Konu: sizce akp tam anlamiyla merkez sag bir parti mi?  (Okunma Sayısı 11007 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
barmanya
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 45



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Eylül 15, 2007, 10:46:59 ÖS »

arkadaşım o yağ örneklerden biriydi sen heralde hiç alışverişe gitmiosun fiyatlardan haberin yok gerçekleri söylüoruz biz
Logged
melihist
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #31 : Eylül 16, 2007, 03:27:17 ÖS »

Üstadım biz zaten yağ o fiyata gelmemiştir demedik ki. Dediğini kabul ettik. Ama eskiden de uygulanan bir hesaplama yönteminin hala uygulandığını söyledik ve sonuçların farklı çıktığını söyledik. Birşeyler zamlanır birşeyler zamlanmaz. Derken bir oran bulunur yani.
Logged
Kuzey
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #32 : Eylül 19, 2007, 11:47:43 ÖÖ »

Ağustos 2007'ye göre bazı kalemlerin yıllık enflasyon oranları :

Fasulye %121
Beyaz Peynir %91
Limon %85

* Kaynak : Tuik

Bu şekilde enflasyon rakamları %50'nin üstünde onlarca temel ürün var, bunların yanlızca yukarıdaki 3 kalemle, birkaç tane dahası enflasyon hesaplanmasında kullanılıyor. Ayrıca, halkın çok ilgili olmadığı bazı ürünlerinin fiyatı, teknolojiden dolayı sürekli düşen fiyatlar. mehilist arkadaşım enflasyon hesaplanmasındaki kaleme 2 yıl önce yeni eklenen ürünlerin çoğu bu şekilde. Bu yüzden yıllık enflasyon %60 seviyelerinden birden %10'a indi o hesaplamada.


Ayrıca Enflasyonun en düşük olduğu dönemlerden birinde, bu hesaplama sistemi ile yapılan , etkin enflasyon tahminin'de tuik, %6 enflasyonun zengin kesimi gene %6 etkilediğini belirtirken, yoksulluk sınırı altındaki kesim bundan %12 etkilenmiş. Bu da Akp fakiri daha fakirleştiriyor, zengini daha zenginleştiriyor tezini doğrular nitelikte.
« Son Düzenleme: Eylül 19, 2007, 11:49:52 ÖÖ Gönderen: Kuzey » Logged

Sevdamızın adı berrak, sonu toprak, dönen alçak olsun !
ont
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : Eylül 19, 2007, 01:23:23 ÖS »

kuzeyciğim bak şimdi
enflasyon hesapları veya şu bu hesapları sadece hükümetle ilgili bir şey değil.bağımsız kurumlar var.
yani hükümet ''üçkağıt'' yapsa bu ortaya çıkar.
gerçi ben çok anlamam ekonomiden ama ekonomistler de mi yalan söylüyor? ya da bu estirilen bahar havası 5 yıldır bitmedi de ne zaman bitecek? de ki 3 ay sonra veya 3 yıl sonra.zaman ver sen en iyisi. böyle komplo teorileriyle olmuyor.de ki  bu hükümet şu kadar yıl içerisinde ekonomimizi 'hiç' edecek.

öyle bakkala, manava koşturup fasulyenin, bayaz peynirin, lahana veya turşunun ne kadar zamlandığını merak edip bunu örnek vermek çok tuhaf. artık bakkal amcalar yok hipermarketler devrini de geçtik ama.

tavsiye:...çinden gelen 1 ytllik ürünler var onları da kat istersen enflasyon hesaplarına...
Logged
Kuzey
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #34 : Eylül 19, 2007, 04:32:43 ÖS »

Bakkala manava gidip sorulan şeyler değil, tuik.gov.tr'den alınan enflasyon verileri.

2. si enflasyon hesaplaması sanırım 2.5-3 yıl önce kadar değişti. Hesaplamaya katılan yeni kalemler fiyatı genelde düşen halkın az ilgisinin olduğu ticari-teknolojik ürünler. İstersen enflasonu etkileyen 500'e yakın kalem'in hepsine tek tek bakarız bir ara.

Bahar havası diye bir şey yok. Biraz dış dünyadaki ekonomistlerin sözlerine bakarsan, Türkiye'nin Özal Dönemindeki gibi yorumlara tabi tutulduğunu görürsün, açık pazar ekonomisi halini alan bu ekonomik dönem iç-dış ticaret dengesizliği ve dış ticaret açığı sebebiyle pamuk ipliğine bağlı, bu pamuk ipliği sürekli alnınan dış borçlarla piyasanın regülasyonuna yapılan katkı. son 5 yılda alınan dış borç 200 milyar doları aştı, nereye kadar borçla piyasayı finanse etmeye devam edebilecekler söyle. Ne borçlar dengesini ( dengesizliğini ) bildiğin var, ne faiz-enflasyon dengesini gördüğün bahar havası bu pis cemaatçilerin göz boyaması. AKP'nin oyu işte bu yüzden yüksek, bir şey anlamayan kesim bu göz boyamaya, para ile satın alınan 2-3 satılmışa kanıyor. bir web sitesini açmaya bile üşenip kudurmuş köpek gibi düz hesap saldırıyor.

4. satırdaki ilk cümlenin ilk bölümüne çok katılıyorum, ekonomiden anlamıyorsun, o zaman sana istatislik kurumunun verileri ile burada açıklama yapan birine bakkal manava koşturuyor hesabına girme.

Tavsiye : İstersen ekonomi bölümü ile çap falan yap, gerçi yapsanda bir şey anlamayacağına eminim ama ...
Logged

Sevdamızın adı berrak, sonu toprak, dönen alçak olsun !
ont
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Eylül 20, 2007, 10:01:15 ÖÖ »

şöyle özetliyeyim o zaman...
dış borcumuzun uzun vadeli mi yoksa kısa vadeli mi olduğu önemli.
eğer bir ülkenin ekonomisine güven duyulmuyorsa zaten o ülkeye kimseyle uzun vadeli ve düşük faizli borçlanmaya yanaşmaz. kredi notu da düşüştedir.eğer borçlanmalar kısa vadeli ve yüksek faizliyse bu durum çok risklidir. türkiyenin 2001 krizini yaşamasının sebeplerinden biri de içdengelerin meydana getirdiği siyasi istikrarsızlık ortamında uzun vadeli ve düşük faizli dış borç bulmada sıkıntı çekmemizdir.
şu anda dış borcu olmayan ülke duymadım.mesela amerikanın 10 trilyon dolara yakın dış borcu var. bu borçlanma da dünyanın 2 en büyük finansörünedir: çin ve japonya. bu amerika için kötü bir durum mu olarak görünebilir. ama gerçekte çin ve japon ekonomilerinin amerikaya göbekten bağlanmasını sağlar ki, bu iki ülke amerika da en küçük krizten bile etilenebilecektir.
o zaman bizim borcumuz ne kdar çok olursa o kadar sevinecek miyiz? evet ama öncelikle aldığımız borcun uzun vadeli ve düşük faizli olması şart. en önemli nokta ''..dış borcun sağladığı olanakların vereceği sonuç, aldığımız dış borç ile yapacağımız işlere bağlı...'' eğer hükümet bunu beceriyorsa daha da fazla borçlanabilme imkanımız doğar. şu anda yabancıların Türkiye'ye yatırım yapmsaı da ülkemiz için ayrı avantaj.kredi notlandımasında düşüş yok. cari açık var ama önemli seviyede değil.
tüm bunların yanında elbette limon ve beyaz peynirin enflasyonla ilişkisi ekonomimizin üzerinde bir etkisi vardır. ama ne kadar bunu kim bilebilir ki?
işte bu yüzden muhalefet görevini yapamıyor. ya da bildiğ halde sadece basit işlemlere yöneliyor.dolayısıyla ekonominin seyrinde aktif rol alamıyor.

her neyse...kuzeyciğim,
beğenmediğin insanları senin verdiğin partiye oy vermeyenleri bir şey anlayamamkla suçlaman tuhaf bir durum . ve bir başkasını  'kudurmuş köpek' olarak betimlemen de. düşüncelerini hakaretlere başvurmadan da açılayabilirsin. burası boğaziçi... herkes anlayışlı ve birbirin görüşlerine açık... seni kınıyorum...
Logged
melihist
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #36 : Eylül 21, 2007, 09:49:46 ÖS »

ah be hocam diyorsunki hesaplamalar degişti iki kusur sene önce ondan dolayı enflasyon %60 dan %10 a düştü diyorsunda.. bu enflasyon zaten bu hükümet iktidara gelmeden önce bile %60 degildi.. Öyle ya da böyle benim pederim esnaf onun sattığı mallar ucuzluyor valla.. ha ben evde yaşayan insanım aynı para ile (evin kirasını saymazsak) yaşayabiliyoruz... Belki bizimkisi garibanlıktır.. Ne de olsa paran yoksa enflasyondan tutta hiç bir ekonomik gidişsat seni etkilemez :)Sıfırsan kaybın olmaz Dil çıkaran
Logged
Kuzey
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #37 : Eylül 23, 2007, 01:41:57 ÖS »

Mesele borçların uzun vadeli düşük faizli olmasından önce, bu borçları regüle edecek iç dolaşım ve kaynağın olmasıdır. Türkiye'nin bu kadar güçlü gelirleri olmamasına rağmen borçları artmaktadır. şu an toplamda 400 milyar doları geçmiş ve ilerlemektedir. Ekonomi büyüklüğünün borca oranında 1. sırada olmamız bu acı gerçeği bize göstermektedir.

Cari açık nasıl önemli bir seviyede değil, onu demenide anlayamıyorum. Cari açık ipleri kopma noktasına getirebilecek bir seviyeye gelmek üzere ve giderek cari uçurum olma yolunda.

Temel tüketim malları enflasyonun en temel kaidesidir. Bir insan her gün beyaz eşya almaz ama hergün ekmek peynir meyve ve sebze, çoğu insanda benzin, temizlik ürünleri alır. Pinpon topu değil.

@mehilist istersen bir kontrol edelim tam %60 rakamı doğru olmayabilir ama enflasyon hesaplaması değişmeden önce Ecevit döneminde %60larda olan rakamların %55-50 diye düşerken, enflasyon sistemi değiştiğinde birden büyük bir zıplama olduğunu göreceksin.

ont . son paragrafına ilişkin. Kusura bakma ama o cümlelerin hepsi sana yönelikti, beni hiçkimse bakkal manava koşuşturmakla suçlayamaz. Sana bilimsel verileri veripte sende o şekilde beni suçlarsan bu hakaretleri hakedersin. Boğaziçi ise, başkalarının verdiği verileri, istatislikleri onun yorumunu aşağılamadan önce düşünseydin.
Logged

Sevdamızın adı berrak, sonu toprak, dönen alçak olsun !
trust
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 72


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #38 : Eylül 23, 2007, 02:16:04 ÖS »

kuzey istatistikçi bi insansın cihan kamerin maddi  warlıının seçimden önce ve sonraki farkını bi araştırabilir misin araştırdıın zaman elinee hoş bi weri çıkacak o weriden yol alabiliris birazcık
Logged
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #39 : Eylül 23, 2007, 03:48:58 ÖS »

Bana göre AKP'nin nasıl bir parti olduğuna Ekonomik ve Sosyal politikalarına göz gezdirerek bakmamız gerekir. İşin ilginç olanı ise AKP'ye karşı bir eleştiri getirildiğinde hemen ekonomik parametrelerden ve rakamlardan konu açılır. Aslında bu insanların dünya görüşünü de ortaya koyar. Benim için öncelikli olan sosyal politikalardır. Ekonomi okuyan arkadaşlar bizi aydınlatabilir ancak ülke borcu benim kadarıyla 125 milyar dolardan 250 milyar dolara yükselmişse kişi başına düşen milli gelir tabiki 6000$ olur. Bakın, ben de ekonomi konuşmaya başladım. Ancak bunu söyleyince arkadaşların cevabı hazır: Önemli olan borcu çevirebilmek. ABD'nin 500 milyar dolar borcu var ama... diye devam ederler. Ederler etmesine de ABD'yle TÜrkiye'yi karşılaştıracak kadar da ekonomiden anlarlar! Sonuç olarak AKP liberal ekonomi kurallarını uyguluyor. Bunu beğeniriz ya da beğenmeyiz.Ki ben beğenmem.

Akp'nin sosyal politikalarına gelince. Beğendiğim bir politika sağlık sisteminde oldu.Kurumların birleştirilmesi, eczanelerden ilaçların alınabiliyor olması (SSK vs.) En son okuduğuma göre artık doktorlar sadece hastane ya da özel muayenehanelerinde görev yapabileceklermiş. Yani hastane çıkışı özel işine gitmek yok. Ancak gelelim milli eğitime. Aslında gelmesek daha iyi olur. Tam bir felaket. Diyanet işlerinde ne kadar kadro varsa Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına aktarılmadı mı? Sonra da Dİyanet İşleri çıkıp açığımız var diyor. E herkesi kaydırırsan, açık olur. Zaten bu ülkede Diyanet İşleri diye bir kurumun olması da komedi. (Laik ülkeyiz ya) Bütçesi de bir çok bakanlığa eşit.

Kısa keserek AKP'nin nasıl bir parti olduğunu söyleyeyim. AKP sağ bir partidir. Sağdır ama yanar dönerdir. Takiyeci sıfatı cuk oturur. Önce akıllarından geçeni basına bildirirler. Baktılar basın tepki veriyor , hemen geri çekerler. Yok öyle bir şey. Baktılar fazla tepki yok, aynen devam. Yıllardır islamcıların uyguladığı temek taktik. Anayasaya bile Atatürkten ve değişmez maddelerden başlamak isteyen bir zihniyettir. Şu gün birisi çıkıp Atatürkten bahsetse ya da laiklikten bahsetse insanların yüzünde artık bıkkınlık ve memnuniyetsizlik ifadesi oluşur. Bunun oluşmasını başaran AKP'dir. Milliyetçi bir insan olmasam da şunu görüyorum. Hele elinize bir TÜrk bayrağı alın , hemen milliyetçi, faşist, dar kafa, gelişmeye kapalı insan olarak etiketlenirsiniz.5 yıl önce durum böylemiydi? İnsanlar Cumhuriyet,laiklik ve Atatürk kelimelerinden nefret etmeye başladılar.Bunun nedeni kim?
Sözümü çok uzatabilirim ancak okunması sıkıcı olabilir diye şimdilik burda bitiriyorum.Son olarak, umarım türban yasağı kalkar, Anadolu'da başı açık kızlar türban takmaya zorlanır, türban takmayanlar toplumdan dışlanır da o zaman ben görürüm demokrasi ve insan hakları diye yırtınan liberalleri.

Malezyada bir hocanın söyledikleri tanıdık değil mi? : Önceleri bir kaç kişi takıyordu türbanı, sonra sayıları 3-4 olmaya başladı. Daha sonra gruplar oluşmaya başladı ve bir zincir gibi her türban takan diğerini örgütlemeye başladı....

Bir de halkıma güveniyorum diyen arkadaşlar var. Unutmayın, bu halk asker anayasasına yüzde 92 oy verdi. Halkımıza güvenmeyelim demiyorum ancak halkta oluşmayan demokrasi bilinci üzerine birşeyler inşa edemezsiniz. O yüzden herşeye sesimizi kısmayalım. Seçimler var, halk indirir diye bakmayalım.O halk bakın yüzde 46,5 oy verdi. Buna saygı duyun deniliyor. Halkın yüzde 99'u rejimi değiştirmek istese buna saygı mı duyalım ? Tabiki şu an için böyle bir durum yok ancak yaşam tarzlarımızın değiştiği de bir gerçek.
 
-Sözde anayasa tartışılcaktı, uzlaşma olcaktı, nerede ?
-Prof'lar konuşur, katılımda bulunmak ister, sizin işiniz değil bu der R.T.E

Bu konuda çok dertliyim. Yazacak daha o kadar çok şey var ki öncelik tanımakta zorlanıyorum
« Son Düzenleme: Eylül 23, 2007, 03:54:06 ÖS Gönderen: denizbuga » Logged
melihist
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #40 : Eylül 25, 2007, 12:43:50 ÖS »

Efendim insanların artık duyduklarında yüzünü ekşittiği ifadelerin oluşmasının vebalini bu cümleleri, bu kelimeleri gerekli gereksiz her yerde kullanan insanlarda aramak gerekir. Birileri hiç durmadan arada bir bağ var mı yok mu demeksizin her seferinde Atatürk, Cumhuriyet, Laiklik gibi kelimeleri sarfedince bu kelamlar anlamlarını yitirmeye başlıyor.. Ve aaaahh yine mi başlıyoruz ifadesi oluşuyor...

Türban ya da Başörütüsü diyelim, 88 yıılından belirli bir süreye kadar zaten üniversitelerde serbestti.. hadi onu da geçtim bizim okulda da zaten yüzde 90 serbest. Hiç biri tarafından zorlanan bayan varmıdır acaba... Varsa desin burda Gülümseme Bu tarz zorlamaları yapanlar olsa şimdi de yaparlar zaten.

Bu tarz endişeleri taşıyan insanlar, zannımca herkesi kendileri gibi sanmaktalar. En nihayetinde O endişelere sahip insanların bir kısmı, kendilerinin başları kapalı insanlara reva gördüklerinin, kendilerine reva görüleceğini sanmaktalar.


82 anayasasının aldığı %92 oyun ihtilal döneminden çıkışın formülü olduğu unutulmakta galiba. bu bile halkta belirli bir demokrasi bilincinin oluştuğunu göstermektedir. Çok partili sistemin ardından AP nin aldığı oylar bile tek parti sisteminden uzak duruşun ve demokrasi bilincinin ne kadar olduğunu gösterir. Ya da iki seçim önce mecliste bulunan partilerin bir seçim sonra yerle yeksan oluşları bile bir bilincin oluşmuşluğunu gösterir. Ama birileri halka sunulacak başka seçenekleri ortadan kaldırıyorsa siz bu halkta demokrasi bilinci var mı yok mu nerden bileceksiniz.

Zira halkın %99 u rejim değişikliği istese diyorsunuz. Eee böyle bir durum oluşur mu oluşmaz mı bilinmez ama. Bu durum oluştuğunda zaten geriye yapacak pek birşey kalmıyor.


Efendim birilerinin yıllardır dillendirdiği anayasanın değişmesi gerekliliği, bugün hayata geçirilme fırsatı bulmuşken ( ve dahi bu anayasadan zamanında herkes şikayetçi iken)sırf benim istemediğim adam bunu yapacaksa yapmasın arkadaş demek, çocuk mızıkçılığına benzemektedir. Elbette bu işin ilmini  yapmış insanlar, bu konuda yorumlarını yapacaklardır. Ama devlette bir hiyerarşi mevcuttur. Görevlerin dağılımı bellidir. Ve herkes ağaçtaki meyveden, elinin uzunluğu ne kadar çoksa, o kadar çok meyve yiyebilir. Yoksa kaos bizi bekeler. Ve birileri daha uzuna elimi uzatayım derken ağaçtan düşebilir. Kimse böyle kötü şeyleri istemez Gülümseme


Doğrular doğrulardır. Kimin dediğine göre doğruyu belirlemek ise bilin ki doğruya yapılabilecek en büyük ihanettir. Doğruya ihanet eden insan ise ne kadar insandır tartışılır.
Logged
melihist
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #41 : Eylül 26, 2007, 09:05:24 ÖÖ »

Bu çağda hala toplumun en önemli sorunu olarak “türbanı” tartışmamız yeterince tuhaf ama bu tartışmanın kendi içinde de açılan her sayfa bize yeni tuhaflıklar getiriyor.


Şimdi bizim çok sevdiğimiz bir “mahalle baskısı” kavramımız oldu.

Bu “mahalle” baskı yapacak ve bütün kadınlar türban giyecek, bütün ülke koyu Müslüman olacak.

Bizim “mahallenin” bu baskıyı yapmak için neden üniversitelerde türbanın kalkmasını beklediğini hiç anlayamadım.

Türban sadece üniversitelerde yasak. Toplumda yasak değil. Neden “mahalle” baskı yapıp bütün kadınlara türban giydirmiyor.

Neden bugüne kadar giydirmedi?

Toza toprağa bulanmamak için bütün köylüler gibi neredeyse binlerce yıldanberi başlarını örten köylü kadınlar neden hala türbana geçmediler?

Bu ülkede bir tane “türbanlı” köylü kadını gören oldu mu?

Türbanlı köylü kadını göreceğine inanan var mı?

Bu ülkenin köy yaşamını gerçekten bilen bir sosyoloğumuz var mı?

Kemal Tahir’in köy romanlarını okumuş olanları var mı?

Baş örtüsü bizde dinsel bir simge mi yoksa fiziksel şartların getirdiği zorunluluktan doğan bir gelenek mi?

Neden bu “mahalle” yüzlerce yıldanberi bir türlü doğru dürüst baskı yapmıyor da bizde içki tüketimi bu kadar artıyor?

Çok korkulan şeriat daha seksen yıl önce bu ülkedeydi.

Burası sadece şeriatla yönetilen bir ülke değildi, ayrıca bütün Müslümanların önderi olan Halife de bu topraklarda yaşıyordu.

Siz şeriatla yönetildiği sırada Osmanlı’da yaşamın nasıl olduğunu biliyor musunuz?

Hiç Ahmet Rasim’in, Refi Cevat’ın kitaplarını okudunuz mu?

Nasıl oluyordu da o şeriat düzeninde öyle hovardalıklar yaşanıyordu?

Mahalle neredeydi o zaman?

Anadolu’yla Müslümanlığın ilişkisini tam anlayamadan “mahallenin” baskısını anlamak mümkün olabilir mi?

Alevi bir gelenekten gelen Anadolu’nun Müslümanlığı yorumlama biçimi bir Arap ülkesinin Müslümanlığı yorumlama biçimine benzer mi?

Halk edebiyatının en zengin kaynağı “tasavvuf” olan bir toplumun Müslümanlığı Arapların Müslümanlığına benzer mi peki?

Kaç Arap ülkesinde “Bektaşi” fıkraları bu kadar sevilerek anlatılır?

Anadolu Allah’a inanır… Ne bu inancını engellemeye çalışanı, ne de “dinin bütün şekil şartlarını yerine getir” diye zorlayanı sever.

Bayram namazını kılar, rakısını içer… İkisine de karışılmasını istemez.

Zorlayın da bakın ne oluyor?

Niye 22 temmuz’da hem ordu, hem de Selamet Partisi kaybetti?

Bu size hiçbir şey söylemiyor mu?

Bir de Malezya meselemiz var tabii.

Allah rızası için topraklarının yarısı Avrupa’da olan bir imparatorluktan kalan bir toplumla Malezya birbirine nasıl benzeyecek?

Malezya, Batı’yla bu kadar iç içe yaşadı mı?

Malezya’nın eski ordusunun tümü Alevi miydi?

Malezya’nın padişahlık sarayının içinde kilise var mıydı?

Türkiye faşist olmaz, komünist de olmaz, şeriatla da yönetilmez.

Katı kuralları olan hiçbir yönetim bu topraklara yerleşemez.

Biraz çocuksu, biraz hergele, biraz korkak, biraz tembel, serazat yaşamaktan hoşlanan, keyfine düşkün, epeyce tembel, dalgacılığı seven, içkiden haz alan, cinselliğe düşkün bir toplumuz biz.

Her şeyden çabuk sıkılır, baskıdan kaçarız.

Siz gazeteleri hiç okumadığınızı farzederek, kendi hayatınızdan şu “mahalle baskısının” örneklerini söylesenize.

Kaçınız nerede, ne zaman, nasıl baskı gördünüz?

Bir zamanlar da “milliyetçilik yükseliyor” diye tutturmuşlardı.

O zaman da bilebildiğim kadarıyla bunun mümkün olamayacağını söylemiştim.

Seçim sonuçlarını gördük.

“Psikolojik savaşçılar” gene iş başındalar.

Gerginlik yaratmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

AKP de onlara istekle yardım ediyor..

Bu gerginlik ortamını beslemekten hiç kaçınmıyor.

Gerginlikten AKP kazanıyor ve bunun farkında..

“Psikolojik savaşçılar” sanki 22 Temmuz’un sonuçlarını görmemiş gibi seçim öncesi oyunları bir daha oynuyorlar.

Gene aynı sonucu alacaklar.

İnsanın “psikolojikçilerin” AKP ajanı olduğundan şüphe edeceği geliyor.

Bir partinin gelecek seçimleri de kazanması için bu kadar yardımı açıklamanın başka bir yolu yok çünkü.




Ahmet Altan'ın bugünkü yazısı (gazetem net)
Logged
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #42 : Eylül 26, 2007, 10:24:42 ÖS »

Ahmet ALTAN'a
Vallahi edebi açıdan güzel bir yazı olmuş. İtiraz noktalarım var tabiki. Hangisinden başlasam.

-Mesela Osmanlı askerini ima iderek onları alevi olduklarını söylüyor. Neye dayanarak bunu söylüyor.Tabiki ima ettiği Yeniçeri ocağıysa. ben de soru sorayım. acaba bu orduyu hangi tarih de hangi padişah kurmuştur? Dönemin alevi ve bektaşi liderlerinin ordu üzerinde nasıl bir etkileri olmuştur ve kapatıldıkdan sonra o askerlere neler olmuştur?

-Gelelim popüler mahalle baskısına. Örnek veriyor. yine soruyorum, peki o hiç Çarşamba mahallesine gitmiş mi? o  bankta oturan sevgililerin görevliler tarafından uyarılıp, elini çocuğun boynuna atma dediğini okumuş mu? O ilkokul bodrumlarında mescitleri kurulduğunun farkında mı? O hiç adını vermek istemediğim bir üniversitede  top sakallı olduğu için dövüldün mü? Ya da oruç tutmadığı için? O hiç ramazanda elinde bir yiyecekle korkmadan caddelerde dolaşabildi mi? O hiç Osmanlı zamanındaki olduğunu iddaa ettiği hoşgörüyü Ermeni, Kürtler ve Alevilere sordu mu?

-Türban konusuna gelince, Türban denilen şey Erbakan zamanında uydurulmuş bir siyasal simgedir. Senin Anadoluda köylü kadının giydiği başörtüsü değildir. Ayrıca burda türban diyerek yanlış bir terim kullanılmış, Türkiye'de türban denilince anlatılmak istenen "sıkmabaş" tır. Bunu da ayırt edelim.

-Peki o hiç Hikmet Çetinkaya okudun mu?

-Gelelim alkol konusuna. Alkol ve din arasındaki çelişkiyi ortaya koyup, güya dini baskılar olsaydı alkol artmazdı demiş. Peki o hiç alkolün artmasının nedenlerini düşündü mü? Ya da nedenleri şu an için önemsiz olsa bile din baskısıyla alkolün artmasının bu kadar bağlantılı olduğunu nasıl savunabilir?

-22 Temmuzda ordu ve Selamet partisi kaybetmiş diyor? Peki ben ona soruyorum, Fethullah Gülen Selamet ( şuan ki saadet)mi AKP'yi mi destekliyor? Kİm kaybetmiş acaba??

« Son Düzenleme: Eylül 26, 2007, 10:40:36 ÖS Gönderen: denizbuga » Logged
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #43 : Eylül 26, 2007, 10:38:19 ÖS »

Efendim insanların artık duyduklarında yüzünü ekşittiği ifadelerin oluşmasının vebalini bu cümleleri, bu kelimeleri gerekli gereksiz her yerde kullanan insanlarda aramak gerekir. Birileri hiç durmadan arada bir bağ var mı yok mu demeksizin her seferinde Atatürk, Cumhuriyet, Laiklik gibi kelimeleri sarfedince bu kelamlar anlamlarını yitirmeye başlıyor.. Ve aaaahh yine mi başlıyoruz ifadesi oluşuyor...

--- Unutmayalım ki aynı ifadeleri Tayyip de mecbur kalınca kullanıyor. Bunun suçlusu bu güne kadar her şey de Atatürk'ü kullananlar olduğu kadar, onlardan en az 10 kat Atatürkle, Laiklikle darbeyi eşit hale getirip halkı kandırmasıdır.

Türban ya da Başörütüsü diyelim, 88 yıılından belirli bir süreye kadar zaten üniversitelerde serbestti.. hadi onu da geçtim bizim okulda da zaten yüzde 90 serbest. Hiç biri tarafından zorlanan bayan varmıdır acaba... Varsa desin burda Gülümseme Bu tarz zorlamaları yapanlar olsa şimdi de yaparlar zaten.
--- Emin ol, şu an okuldaki türbanlı öğrenci sayısı halihazırda yasa çıkması durumunda olacak öğrenci sayısının en az 5'te biridir.Herşeyi , her üniversiteyi Boğaziçi sanıyorsun değil mi. Sen hiç Anadoludaki Üniversitelerden işkenceden öldürülen öğrencilerden haberin var mı?

Bu tarz endişeleri taşıyan insanlar, zannımca herkesi kendileri gibi sanmaktalar. En nihayetinde O endişelere sahip insanların bir kısmı, kendilerinin başları kapalı insanlara reva gördüklerinin, kendilerine reva görüleceğini sanmaktalar.


82 anayasasının aldığı %92 oyun ihtilal döneminden çıkışın formülü olduğu unutulmakta galiba. bu bile halkta belirli bir demokrasi bilincinin oluştuğunu göstermektedir. Çok partili sistemin ardından AP nin aldığı oylar bile tek parti sisteminden uzak duruşun ve demokrasi bilincinin ne kadar olduğunu gösterir. Ya da iki seçim önce mecliste bulunan partilerin bir seçim sonra yerle yeksan oluşları bile bir bilincin oluşmuşluğunu gösterir. Ama birileri halka sunulacak başka seçenekleri ortadan kaldırıyorsa siz bu halkta demokrasi bilinci var mı yok mu nerden bileceksiniz.

---Ap partisi bildiğin DP partisinin  devamı olup, başkanı şu açıklamalar da bulunabilmiştir: Siz isteyin (meclise dönük) halifelik bile getiririz. E işte, o zihniyetin demokrasi anlayışıdır. Bu gün kü kırık dökük demokrasinin bile  o Atatürkçü idolojiye borçlu olunduğu bir türlü görünmek istenmez.


Zira halkın %99 u rejim değişikliği istese diyorsunuz. Eee böyle bir durum oluşur mu oluşmaz mı bilinmez ama. Bu durum oluştuğunda zaten geriye yapacak pek birşey kalmıyor.


Efendim birilerinin yıllardır dillendirdiği anayasanın değişmesi gerekliliği, bugün hayata geçirilme fırsatı bulmuşken ( ve dahi bu anayasadan zamanında herkes şikayetçi iken)sırf benim istemediğim adam bunu yapacaksa yapmasın arkadaş demek, çocuk mızıkçılığına benzemektedir. Elbette bu işin ilmini  yapmış insanlar, bu konuda yorumlarını yapacaklardır. Ama devlette bir hiyerarşi mevcuttur. Görevlerin dağılımı bellidir. Ve herkes ağaçtaki meyveden, elinin uzunluğu ne kadar çoksa, o kadar çok meyve yiyebilir. Yoksa kaos bizi bekeler. Ve birileri daha uzuna elimi uzatayım derken ağaçtan düşebilir. Kimse böyle kötü şeyleri istemez Gülümseme

---Anayasanın değişmesi konuduna gelince.Evet herkes bunu istiyor.20 yıldır. Ancak siz bunu önce uzlaşcaz deyip daha sonra kapılar arkasında anayasa hazırlarsanız, İlk iş olarak Atatürk ve değişmez maddelerden başlarsanız, karın ağrınızın ne olduğu çıkar ortaya. Sanki anayasa uzmanlarının hepsinin görüşü de AKP hükümetininkiyle aynıymış gibi bir yanılgı da var. Hiç ODTÜ rektörübnü dinlediniz mi? Peki bu işin göbeğiinde bulunan Barolar Birliğinin tepkilerine hiç kulak astınız mı? İşinize gelen örgütlere sivil örgüt deyip, size karşı olanları darbeci diye nitelendirebilir misiniz?


Doğrular doğrulardır. Kimin dediğine göre doğruyu belirlemek ise bilin ki doğruya yapılabilecek en büyük ihanettir. Doğruya ihanet eden insan ise ne kadar insandır tartışılır.

Burda kimsenin dediğine göre doğru bulunmaya çalışılmıyor. Her devletin temel ideolojik kuruluş felsefeleri vardır. Eğer o felsefeleri ortadan kaldırırsanız ( ilk 4 madde) ya da kaldırmak isterseniz o devlet artık o devlet değildir.

Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 971



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #44 : Eylül 27, 2007, 02:05:39 ÖS »

-Mesela Osmanlı askerini ima iderek onları alevi olduklarını söylüyor. Neye dayanarak bunu söylüyor.Tabiki ima ettiği Yeniçeri ocağıysa. ben de soru sorayım. acaba bu orduyu hangi tarih de hangi padişah kurmuştur? Dönemin alevi ve bektaşi liderlerinin ordu üzerinde nasıl bir etkileri olmuştur ve kapatıldıkdan sonra o askerlere neler olmuştur?

bu apayrı bir tartışma konusu tabiki.günümüzde alevi/bektaşi'lerin temsil ettiği kültürü zamanında anadolu'yu türkleştirme amacıyla gönderilen bütün türkmenler temsil ediyordu.moğol istilası bitince de kurulan (osmanoğullarının da dahil olduğu) bütün beylikler türkmen beylikleriydi ve kuşkusuz onlar da bu kültürün temsilcileriydi.bir döneme kadar osmanlı devleti de bu örfe bağlı idi.daha sonra bu özelliğini kaybetti tabi;lakin yeniçeri ocağı belli bir döneme kadar bu kültürün temsilciliğini sürdürdü.sanırım yazıda kastedilen budur.yoksa orduda bulunan azımsanamayacak gayrimüslim de görmezden gelinmemiştir ya...
« Son Düzenleme: Eylül 27, 2007, 02:07:12 ÖS Gönderen: MorrisonHotel » Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  



-