Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

34504 Mesaj 2191 Konu- Gönderen: 3063 Üye - Son üye: ÖzGüR-pols
Sayfa: [1] 2
Yazdır
Gönderen Konu: Son karakol saldırısı ve PKK sorunu  (Okunma Sayısı 1087 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« : Ekim 04, 2008, 04:59:58 ÖS »

Hepiniz biliyorsunuzdur, son karakol baskınında 15 asker şehit oldu. Bu haberi aldığımızda hepimiz şöyle bir kalakalıyoruz, içimiz acıyor sonra araya bir şey giriyor, belki sokakta, kahvede , berberde bir kez daha konuşuluyor ve bir sonraki haber bekleniyor. Bu haberi izlerken aklımdan şu geçti; bir kaç saat sonra TSK'dan şöyle bir açıklama bekliyordum: Teröristler takip edildi ve 20 den fazla terörist imha edildi. Çok fazla beklemedim, bir kaç dk sonra 23 teröristin öldürüldüğü açıklandı. Bu haber doğru ya da yanlış o önemli değil, yanlış, bunun bir skor gibi bizlere sunulması değil mi? Ortada söz konusu olan bir can değil mi? Bir can ya da 15 can, hepsinin acısı bence aynı. Ne yani, o 23 rakamını görünce bizler rahatlıyor muyuz?

Peki bu sorunun çözümüne gelelim. Tabiki burda çözüm bulmak değil amacımız, neler yapılabiliri tartışmak. Biliyorsunuz TSK şu an da K. Irak'ı bombalıyor. Ancak adamlar ellerini kollarını sallayarak, habere göre tam 350 kişi halinde karakola saldırıyor. Bu nasıl mümkün oluyor diye kendimize sormuyor muyuz? Son 1 haftada 3 baskın yiyen karakol sonunda bu hale geliyor. Peki bizler TSK yöneticilerine sormayacak mıyız? Bu nasıl iştir, nasıl olur böyle bir şey, daha öncesinden önlemler alınmadı mı? Bu nasıl istihbarat? Ne olacak şimdi? Bu şehitlerin ailelerine ne diyecek bu ülke? Vatan Sağolsun !!
Logged
zeper
Jr. Member
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 53


every thing is everything..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 04, 2008, 05:16:36 ÖS »

valla açıkçası galba biz toplum olarak duyarsız olduk...dediğin gibi bir olay oluyo pkk şuraya saldırdı buraya mayın döşendi şehit verdik 1 hafta konuşluyo ama sadece konuşuluyo biz halk olarak örgütlenemiyoruz.İlla birinin çıkıp öncülük yapmasını bekliyoruz.Aynen Atatürk'ün yaptığı gibi.Ama unutmamlıyız ki o cumhurtiyeti de bu ülkeyi de bize gençlere emanet etti.Bence yapılması gerekn şeylerin başlanıç noktası üniversitelerden gelmeli....tepkimiz göstermliyiz ortalığı yıkarcasına Odtü'lsünden İtü'lüsü ne Yıldızdn istanbul üniversitesinee kadar genişleyen bir öğrenci yelpazesinde birleşmeliyiz .Kastettiğim taksime çıkıp eylem yapmak değil.Küçük bir hareketten söz etmiyorum bayağı geniş çapta herkezi arkamıza alabileciğimiz çapta bir harekey olmalı..ÇözümÜN üst mercilerden biran önce gelmesi için biz fitili ateşlemliyi zdie düşünüyorum ben.
Logged

The past'S history,th future's mystery,THE PRESENT is  gift
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ekim 04, 2008, 05:29:18 ÖS »

Çok haklısın, zaten görülüyor ki ülke yöneticilerinin bu sorunu çözmeye niyeti yok. Birisi çıkıyor kürtçe yayın istiyor, Asker ayağa kalkıyor, bir çocuğun ismi kürtçe diye şiir okuması engelleniyor. Acaba kimse bu sorunun bitmesini istemiyor mu halktan başka ? Doğu halkı AKP'ye kayarak ( her ne kadar bunu onaylamasam da ) terörü istemediğini söylemeye çalıştı. Bu oylar aslında orada yaşayan insanların çığlığı. İnsanlar ne olursa olsun terörden bıktılar. Hepimiz bu gün şikayetçiyiz, doğulular büyük şehirleri bastılar, mahvettiler diye. Peki soruyor muyuz, neden geliyorlar köylerini evlerini bırakıp?

Dediğin gibi bir hareket olur mu bilmiyorum. Olmalı mı, kesinlikle. Bu hareket kesinlikle tarafsız, barışı savunan, silahlı çözümlere karşı koyan bir hareket olmalıdır.
Logged
tam bir boğaziçili
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 125


annesiyle güne giren çocuk..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ekim 04, 2008, 07:13:51 ÖS »

sen Hakkari de Şırnak ta küçük bi ekrandan istanbulun bütün şatafatını reinayı,anjelique yı gösterirsen antalyadaki bodrumdaki lüks yaşamları sosyeteyi onların gözüne gözüne sokarsan ew yokluğundan ahırda koyunlarla ineklerle yatan yiyecek ekmek bulamayan ser sefil içinde yaşayan doğuda güneydoğudaki halkımız der ki " ne lan bu rewamı bu kadermi yoksa cilwesimi ben ikinci sınıfmıyım sen beyaz ben siyahmıyım ben aynı dewlette yaşamıyomuyum bana yararı olmayan dewleti neyleyeeyim " der amerikanın şuyun buyun provakatörlerin oyununa gelir we dağa çıkar.. ama biz oraya zamanında iş götürseydik aş götürseydik adam gibi hizmet götürseydik fabrikalar kursaydık üniversiteler açsaydık çekirdekten yetiştirseydik hakkıyla eğitseydik bunlar başımıza gelirmiydi.. milyon kere sonsuz kere asla we asla

we bu konuda sitemlerimi iletmek istediğim bi yerde warki "nur cemaati" yani tamam yurt dışı hizmetide dünyalara bedeldir oralardada insanlara birşeyler anlatılmalı Allah rızası için çabalanmlı ama neden bizim ülkemizin "şark" kısmı yıllarca unutuldu öksüz bırakıldı bazı şerefsizlerin oralarda istediği gibi at oynatmasına izin werildi aklım hayalim almıyor yani söylenen hiç bir izahıda kabul etmiyorum şimdi yeni yeni gidiliyor ama bazı şeyler için çok gecikmedik mi bukadar zormuydu ya Allah affetsin diyorum mekanı cennet olan şehitlerimizin ailelerine Allahtan sabır diliyorum..Bu büyük acıya sebep olanlar Allahlarından bulur inşallah,inşallah yatack yeriniz olmaz ne bu dünyada nede öbür dünyada...
Logged

su ısıtıcısı benimmmmmmmm
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 541



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Ekim 05, 2008, 01:30:55 ÖÖ »

sen Hakkari de Şırnak ta küçük bi ekrandan istanbulun bütün şatafatını reinayı,anjelique yı gösterirsen antalyadaki bodrumdaki lüks yaşamları sosyeteyi onların gözüne gözüne sokarsan...

Aslında geçmişten günümüze doğudan batıya göçlerin ana nedeni terör olmuştur..Keşke sadece dediğin nedenden dolayı olsa idi.Ama kendi evinde,köyünde,topraklarında hayatın güvende değilse; her gün silahlı adamlar geliyor ve silah zoruyla haraç (bu maddi de olabilir istihbarat da) alıyorsa; tanıdıkların,akrabaların,ailenden insanlar öldürülüyorsa karşı koydukları için..Daha güvende olacağını düşündüğün batı'ya gitmek için bir çok sebebin olabiliyor.
Logged
sismana
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


bu çocuk nereye bakıyor acaba :)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ekim 05, 2008, 01:36:01 ÖÖ »

sen Hakkari de Şırnak ta küçük bi ekrandan istanbulun bütün şatafatını reinayı,anjelique yı gösterirsen antalyadaki bodrumdaki lüks yaşamları sosyeteyi onların gözüne gözüne sokarsan...

Aslında geçmişten günümüze doğudan batıya göçlerin ana nedeni terör olmuştur..Keşke sadece dediğin nedenden dolayı olsa idi.Ama kendi evinde,köyünde,topraklarında hayatın güvende değilse; her gün silahlı adamlar geliyor ve silah zoruyla haraç (bu maddi de olabilir istihbarat da) alıyorsa; tanıdıkların,akrabaların,ailenden insanlar öldürülüyorsa karşı koydukları için..Daha güvende olacağını düşündüğün batı'ya gitmek için bir çok sebebin olabiliyor.

ya morrison sorun o değil. Ben o bölgeyi çok iyi biliyorum. Oranın insanı bunu yapacak kadar hain değil. Başka şeyler var. Başka hesaplar var. Ben maşa olanların kurtarılmasını, acaba teslim olsam mı diyenlerin üzerine gidilmesini ve sorunun çözülmesini istiyorum.
Logged
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ekim 05, 2008, 01:37:34 ÖÖ »

Ve aynı zamanda köyleriniz terör nedeniyle yakılıp boşaltılıyorsa, iki taraftan da ağır baskılar görüyorsalar, batıya göç etmeleri de çok doğal. Dediğin gibi bu iş sadece magazin izledikleri için olmuyor..
Logged
sismana
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


bu çocuk nereye bakıyor acaba :)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ekim 05, 2008, 01:37:57 ÖÖ »

Bİ de bu olay artık askeri biir vaka olmaktan çıkmış tamamen istihbarat zaafıdır bu olay ve geçmişte olanlar. Artık silah kimdeyse güç onda değil. Bilgi kimdeyse güç onda. Yani istihbarat kimdeyse o ayakta kalıyor. Kim kimin istihbaratına karşı koyuyorsa o ayakta kalır. Bu olay artık askeri bi vaka olmaktan çıkmıştır TAMAMEN üstüne basa basa söylüyorum İSTİHBARAT ZAAFIDIR. askerin istediği kadar elinde silah olsun adamlara karşı koymak için istihbaratınız çok kuvvetli olmalı çünkü nerede ne yapacaklarını bilemiyorsunuz. İstihbarat toplamak içinse adamlarınızın sağlam olması gerekiyor. deşifre olmamaları gerekiyor. lider kadrolarda olmaları gerekiyor ki olayları önceden çözüp haberini göndersin. yoksa istediğin kadar sen asker yığ bi şey olmuyor. Ah bunu bi de RECEP TAYYİP ERDOĞAN BİLSE de ona göre siyaset yapsa. ERdoğanın dünyadan haberi yok.
« Son Düzenleme: Ekim 05, 2008, 01:43:18 ÖÖ Gönderen: sismana » Logged
MorrisonHotel
Hero Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 541



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ekim 05, 2008, 02:13:06 ÖÖ »

Tek bir nedene bağlamak tabiki biraz zorlama olur..Bu tür terör olayları dünyanın her yerinde vardır, hani biraz göz atarsanız IRA - İngiltere ilişkisine de benzetebilirsiniz kassanız. Bir dönem İrlandalılara potansiyel terörist gözüyle bakardı İngilizler..
Logged
tam bir boğaziçili
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 125


annesiyle güne giren çocuk..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Ekim 05, 2008, 11:41:51 ÖÖ »

. Ah bunu bi de RECEP TAYYİP ERDOĞAN BİLSE de ona göre siyaset yapsa. ERdoğanın dünyadan haberi yok.

Tayyeep mal sen akıllısın dimi Sırıtan keşke biraz daha haddimizi bilsek yanlız istihbarat konusunda haklısın 350 kişinin elini kolunu sallayarak içeri girmesi Ergenekon kokuyo Ney
Logged

su ısıtıcısı benimmmmmmmm
tam bir boğaziçili
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 125


annesiyle güne giren çocuk..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Ekim 05, 2008, 11:44:52 ÖÖ »

buarada morrison ben bu olayları tabiki tekbir nedene bağlamadım sadece en önemlisinin bunun olduğu görüşündeyim
Logged

su ısıtıcısı benimmmmmmmm
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ekim 05, 2008, 01:30:19 ÖS »

Sismana'ya

Yanlış anlamışsam düzelt , galiba söylemek istediğin şey Asala'ya karşı yürütülen operasyon şeklinin bir benzerini istiyorsun? Yani yer altında, terörle terörün silahlarını, benzer yöntemleri kullanarak gerilla yöntemiyle savaşılmasını istiyorsun?
Logged
tam bir boğaziçili
Full Member
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 125


annesiyle güne giren çocuk..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ekim 05, 2008, 08:04:03 ÖS »

Kabul edilebilir'in ölçüsü nedir?
 
Geçen ayın başında yayımladığım "Kabul edilebilir'in ölçüsü nedir?" başlıklı yazımda, bu yılın ağustos ayında verilen şehitlerin dökümünü hatırlatarak bu "savaş hali"nin daha ne kadar süreceğini sormuştum. Şehitlerin çetelesini tutmak, gerçekten de, hepimizin yüzünü kızartması gereken bir alışkanlığa dönüşmüştü. "Savaş hali", gencecik yaşlarında anlam veremedikleri bir savaşta hayata veda eden çocuklarımız ve onların arkasından gözyaşı döken yakınları dışında, neredeyse tabii karşılanır bir hal almıştı.
Arkası kesilmeyen bu acı haberlerden birisi de dün geldi. Bu kez de Aktütün'de 15 şehit. Gazetelerin internet sitelerinde bir kez daha çocukların komando beresiyle çektirdikleri fotoğraflar, ana-babalarına gönderdikleri şiirler ve de tabii medyanın ana-babaların ağzından –bir kez daha- koparmayı başardığı "Vatan için bin tane Oktay feda olsun" gibi şehitler arkasından "yas tutmayı" yasaklayan açıklamalar...
Yazı masasına "Ne yazsam şimdi bu çocuklar için" diyerek oturdum. Ancak bir müddet sonra anladım ki –eleştirmekte olduğum- "tekrar"a düşmeden bu yazıyı bitirmek imkansız. En iyisi "şehitler" üzerine karaladığım –sizi bilmem ama- bana anlamlı gelen son yazıyı tekrar yayımlamaktı. Aşağıdaki yazıyı yani.
* * *
Ne desem bilmiyorum ki... Bir ülkenin bu kadar çok sayıda şehit vermesine ne ad vermeli?
"Düşük yoğunluklu savaş" değil, çünkü sadece henüz geride bıraktığımız ağustos ayının "yoğunluğu" bile dehşet verici.
Neredeyse çocuk yaştaki askerler can verirken bize çetelesini tutmak kalıyor sadece.
Öğrenmek istedim; bakalım sadece ağustostaki toplam sayı kaç diye.
Bilmem belki de benim beceriksizliğimdendir, net rakamı bulamadım doğrusu. Aklıma gelen (başta Genelkurmay) bütün siteleri ziyaret ettim, hiçbir yerde yoktu.
Gazete haberlerinden toparlayayım bari dedim. Altından kalkamadım. Kendime göre bir liste çıkardım. 2 Ağustos'dan başlayıp 31 Ağustos'a uzanan uzun bir şehitler listesi. Geriye doğru gidecek olursak: 30 Ağustos 2 şehit, 27 Ağustos 1 şehit, 18 Ağustos 1 şehit, 17 Ağustos 1 şehit, 15 Ağustos 1 şehit, 12 Ağustos 9 şehit, 11 Ağustos 1 şehit, 10 Ağustos 1 şehit, 7 Ağustos 1 şehit daha... "Yeter artık ayıp oluyor" dedim kendi kendime, "Çocuklar birer beşer ölüyor, sen çetelesini tutuyorsun."
Neredeyse bu memleketin kaderi halini alan ve izahı mümkün olmayan bir savaşın (bu savaşın adının "simetrik" mi yoksa "asimetrik" mi olduğu beni hiç ilgilendirmiyor açıkçası) ömürlerinin baharında canlarını aldığı onlarca çocuk.
Siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama bana göre "barış", dünyanın bir bölümünde olduğu gibi bu "yurt"tan da elini ayağı çekmiştir. Bu ülke bu haliyle AB'den filan çok önce dünyada savaşın gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiği ülkeler ligine girmeyi hak eden bir "vatan"dır artık. Çocuklarını "şehit olmaları" için sıraya dizen bir "vatan". Uğrunda ölündükçe "vatan" olan bir toprak. Oysa o çocuklar da bir iş tutacak, düğünler yaparak ev bark kuracak, "çoluk çocuğa" karışacak ve vatanlarının sefasını süreceklerdi...
Kim ne yapmalı bilmiyorum. Ama kim ne yapacaksa yapmalı ve ülke aynı zamanda "savaş hali" olarak anlaşılan "tabii hal"den bir an önce çıkıp "sivil hal"e kavuşmalıdır.
Vatanın "etkisiz hale getirilen" çocuklarını, onları da bekleyen ama ulaşılamamış benzer hayatları unutmuş değilim. Ancak tarafların "simetrik" (sözcük şimdi yerine oturdu) olarak değerlendirilmesi büyük hatadır. Çünkü bir yanda gönüllü-gönülsüz ama "zorunlu" bir "vatandaşlık görevi", öte yanda ise ne ve niçin olduğunu kimsenin anlayıp-anlatamadığı bir "gönüllülük" durumu söz konusudur.
Org. Bağbuğ, terörle mücadele konusunda "Güvenlik kuvvetlerinin asıl hedefi, yaşanılan terör eylemlerini kabul edilebilir bir seviyeye getirmektir" diyor.
Neresidir bu "kabul edilebilir seviye", nerede başlayıp nerede bitmektedir?
Ne yani, bizler, yani Türkiye sınırları içinde yaşayanlar "ebedi bir barış" gibi boş hayaller kurmayalım mı? "Ebedi barış" dediğim filozofça hayaller değil; bu kavramdan burada, Amerika, Avrupa ve de başka nerede ise “demokrasilerin” sağladığı savaşsızlık ortamını anlıyorum.
Bu bizim de amacımız, olmadı hayalimiz olamaz mı? Biz hep böyle, ya da en iyi ihtimalle "kabul edilebilir" cinsten terör eylemleri ile birlikte mi yaşayacağız? Bu kader ülkemizin –o olmaz olsun- "jeo-politik-jeo-stratejik" öneminden mi kaynaklanıyor yoksa?
Konuyu kapatmadan bir kere daha söyleyelim: Hayır, bu böyle devam edemez; Türkiye, her ay adları ve görev yerleri alt alta yazılan şehitlerinin çetelesi tutulan bir ülke olarak kalamaz, kalmamalı.
Alışkanlık haline gelen bu toplumsal psikolojiyi aşmak için -mutlaka- bir şeyler yapmak lazım. Her şeyden önce bu "toplumsal psikoloji"den artık son derece daraldığımızı yüksek sesle duyurmamız lazım. "Kabul edilebilir" olanı önce zihnimizde tanımlamamız lazım.

KÜRŞAT BUMİN
kbumin@yenisafak.com.tr
Logged

su ısıtıcısı benimmmmmmmm
sismana
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


bu çocuk nereye bakıyor acaba :)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Ekim 05, 2008, 08:41:13 ÖS »

Sismana'ya

Yanlış anlamışsam düzelt , galiba söylemek istediğin şey Asala'ya karşı yürütülen operasyon şeklinin bir benzerini istiyorsun? Yani yer altında, terörle terörün silahlarını, benzer yöntemleri kullanarak gerilla yöntemiyle savaşılmasını istiyorsun?

valla dediğim bu yöntem mi bilmiyorum deniz ama şunu iyi biliyorum istihbarata karşı koymadan askerle bu iş olmaz. artık silahla harb devri bitti. artık bu yöntemi asala mı uyguluyor başkalarımı bilmiyorum ama şu bi gerçek ki bilgiye sahip olmak çok önemli. Zaten istihbaratta işler karşılıklı menfaat ilişkileirne göre tamamen realistçe halledilir. Sen bilgi verirsen o da verir. SEn bilgi vermeden ondan bilgi istemen için sağlam ajanların olmalı. Türkiye nin devlet kadrolarını bi kez daha revizyondan geçirmesi gerekiyor ki bu sorun çözülsün. Sıkıntı devlet kadrolarındaki kalife olmayan insaların varlığı. Kalifiye insanlardan ben hiç devlet için çalışan insan görmedim veya çok az gördüm diyebilirim. Hepsi de üst kadrolarda zaten. Ama asıl önemli olan altların kalitesi. onlar kaliteli olursa işler gider yoksa  başbakan gelip de saldırı haberini önceden almak için türlü kılıklara giremez. Bunu da gerçekleştirmek için adamcılığın bu ülkede son bulması ve tamamen kişilerin doğrularından ziyade devletin doğrularının olması gerkiyor. İşte o zaman sorunlar teker teker çözülecek. Yoksa aynen böle gidecek bu iş korkarım ki.
Logged
denizbuga
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Ekim 08, 2008, 12:51:50 ÖÖ »

Bu gün CNNTURK'de Deniz Baykal'ı dinledim. Üstüne basa basa söylediği bir şey vardı: Terör sorununun çözülebilmesi ve toplumda ayrışmayı engellemek için ilk önce kürt kökenli vatandaşların, derneklerin ve siyasi partinin PKK'yı hemen terör örgütü olarka ilan etmesi gerekir. Ayrıca, kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Acaba sizler bu yoruma ne dersiniz merak ediyorum doğrusu ?
Logged
Sayfa: [1] 2
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: