Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Gelişmiş Arama

34504 Mesaj 2191 Konu- Gönderen: 3063 Üye - Son üye: ÖzGüR-pols
Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: Paranoya  (Okunma Sayısı 874 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
elfaybik
Evrensel Gözlemci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2055

each moment here, i die a little more..


Üyelik Bilgileri
« : Nisan 23, 2007, 11:00:12 ÖS »

Paranoya

Çoğumuz ara sıra başkalarının bize düşmanca davrandığı duygusuna kapılırız. Ancak paranoyaklar, sürekli olarak komşuları, birtakım garip "yaratıklar", hatta Merihliler olabilecek bir grup "kötünün" tehdidi altında bulundukları hezeyanı içindedirler. Paranoya, karmaşık bir ruhsal hastalıktır. En çarpıcı belirtileri hezeyanlardır. Paranoyak kişi başkalarının kendisine haksızlık yaptığına, eziyet ettiğine inanır. Bu "kötü niyetli başkaları", Merihlilerden casuslara ve televizyon spikerlerine kadar uzanan çok çeşitli kişiler olabilir.



Nedenleri
Paranoya, genellikle bir psikoz, yani akıl hastalığı belirtisidir ve nedeninin kısmen kalıtsal, kısmen de çevre etkilerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar, aynı genetik yapıya sahip tek yumurta ikizlerinin ya birlikte paranoyak olduklarını ya da olmadıklarını, oysa farklı genetik yapıları olan çift yumurta ikizlerinde bu birlikteliğin çok daha az olduğunu göstermektedir. Sonuç, bir tür kalıtsal etkinin var olduğu görüşünü desteklemektedir. Öte yandan, çevrenin yarattığı stresler, belli aile içi ilişki biçimleri ve yaşam tarzları da paranoya olasılığını artırmaktadır. Ancak kalıtsal yatkınlık olmaksızın bu etkilerin paranoyaya yol açma olasılığı düşüktür.

Aşağı yukarı herkes zaman zaman kendisiyle "uğraşıldığı" düşüncesine kapılır. Ama bu geçicidir ve değişen koşullarla birlikte ortadan kalkar. Ancak eğer kalıtsal etken söz konusuysa belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Araştırmalar, anne - babaları paranoyak olanların en yüksek risk grubuna girdiklerini göstermektedir. Paranoya, daha çok ileri yaşlarda ve toplumun alt tabakalarından kişilerde görülmektedir. Dikkatli incelemeler, bu ruhsal rahatsızlık ciddileştikçe, gerek hastalığının, gerekse kendisine kötülük edildiği duygularının yoğunlaşması sonucu hastanın, insanlarla yakın ilişkilerden kaçındığını, bunun da onu toplam merdiveninin alt basamaklarına doğru ittiğini ortaya koymaktadır. Paranoya, kendi başına pek tehlikeli değildir. Ama daha tehlikeli bir durumun, yani paranoid şizofreninin bir ön uyarısı olabileceği unutulmamalıdır. Kötülük görme duyguları bazen, misillemede bulunma arzusu ya da içinde bulunduğu durumla kendi başına, başa çıkma düşüncesini doğurabilir. Sözgelimi insanların kendisini ve başkalarını radyodan çıkan elektrik dalgalarıyla ele geçirdiğine inanan bir paranoyak, karşı önlem almanın görevi olduğunu düşünebilir ve harekete geçebilir. Ama gerçek bir tehlike olasılığı pek azdır, çünkü hasta kişi aynı zamanda çok tedirgin ve korku içinde olduğundan, tehditleri yalnızca sözde kalır.

Belirtiler
Hasta çok canlı sanrılar yaşayabilir, olmayan sesler işitebilir. Günlük olaylara, rastlantılara, başkalarının sıradan hareketlerine, kendine ilişkin olağanüstü anlamlar verir. Kulak misafiri olduğu konuşmaların kendisine ilişkin olduğunu, bunun herkesin ona karşı birleşmiş olduğunu kanıtladığına inanabilir. Sokaklarda, rastlantı sonucu birbirine benzer insanlar görse, izlendiği kanısına kapılabilir. Sonuç olarak, paranoyak kişi çoğunlukla korkak, kafası karışık ve sinirlidir. Yine de, başka akıl hastalıklarına oranla, düşünme ve öteki zihinsel süreçlerde fazla bir bozulma olmaz. Eziyete, haksızlığa uğrama duygusu, bunamada, epilepside ve amfetamin türü ilaçların alınması sonucunda da görülebilir. İlaçla ortaya çıktığında geçicidir ancak ilaç bedende etkisini sürdürdüğü varlığını korur.

Tedavi
Paranoya ciddi bir hastalıktır ve tedavisi kolay değildir. Ne yazık ki, belirtiler genellikle geç fark edilir. Uzun süre hastanın yalnızca kavgacı, huzursuzluk yaratıcı olduğu düşünülür. Öteki davranışları ve inançları olağan, akla uygun olduğu için, kimse akıl hastalığından kuşkulanmaz. Tam anlamıyla ileri bir durum olan paranoid şizofreni, genellikle psikotrop türü ilaçlarla tedavi edilir. Hastaların dörtte biri ilaç tedavisi ve psikoterapiyle belli bir süre sonra iyileşir. Ancak paranoyak özellikler ortadan kalksa da, hasta sürekli tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.

   - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Paranoya Psikozu     
Toplumda aşırı kuşkucu evhamlı insanlara "paranoyak mısın?" diye takıldığımız çok olur... Nedir paranoya? Paranoya; kronik sistematik hezeyanlarla ve akli meleklerden muhakeme bozukluğu ile karakterize bir psikiyatrik durumdur. Muhakeme bozukluğu sonucu gelişen hezeyanlar, hastalığın hemen hemen tek belirtisidir. Bu hastalıkta hastanın tek bir konuda "takıntısı" vardır. Bu takıntıyı öylesine sistemli tefsirli anlatımı vardır ki inanmak çok güçtür. Ayrıca, paranoyada günlük "olağan" hayata görülebilen türede-kıskançlık, takip edilme, kötülük görme, icatçılık, hastalanma, tek yanlı aşk, zehirlenme, eş yada sevgilisi tarafından aldatılma gibi-acaip, garip, nitelik taşımayan hezeyanlar tabloya hakimdir.

Paranoyak insan, hezeyan ve hezeyanlarının doğurduğu sonuçlar dışında, davranışlarında anormal değildir. Şizofrenlerde sıklıkla görülebilen, olmayan sesler işitme, olmayan nesneleri görme (halüsinasyonlar) paranoyaklarda çok nadirdir. Olsa bile belirgin değildir. Paranoya hastalığı 30-40 yaşlarından sonra ortaya çıkar. %10 kadar irsiyetle ilgili olduğu söylenmektedir. İlerleyici ve tedaviye son derece dirençli bir hastalıktır.

Bu insanlar, bütün ömrü boyunca, kendi karakterine ve şahsiyet yapısına sıkı sıkıya bağlı; belirli bir sıra, düzen ve açıklık içinde ifade edilen tek bir konuda hezeyanlara sahiptirler. Örneğin: birlerin kendisini takip ettiğini, öldürmek istediğini iddia edip, bütün olayları bu yönle tefsir eden ve buna yönelik tedbirler alan hasta gibi.

Paranoya psikozu yerleşmeden önce hasta üç evre geçirir:

1)Dikkat ve analiz devresi: Hasta etrafında olup bitten hadiselere dikkat eder. Onları gelecekteki hezeyanlarını besleyecek tarzda tefsir eder. Kendisinde ve etrafında kendisine karşı olan davranışlarda birçok hususiyet keşfeder.

2) Perseküsyon devri: Bu durumda hezeyanlar ortaya çıkmaya başlar. Etrafında ona fenalık yapacak, hakkını gasp edecek, onu tahrik edecek ve izzet-i nefsi ile oynayacak, hatta onu öldürmek içi fırsat kollayacak bir şebekenin mevcudiyetinden vehmederek tedbir almaya başlar. Yollarını değiştirir, oturduğu yeri değiştirir, göç eder. Etrafta dinlenme cihazları arar. Kapıyı, pencereyi "iyi" kontrol eder.

3) Büyüklük hezeyanları devresi: Aslında bu dönem 2 devre ile beraber gelişir. Hasta kendini "büyük", "azametli", "birilerine yön veren" güçlü biri gibi algılar. Bundan dolayı kendisini çekmeyenler olduğunu söylerler.


Bu hastalarda kendiliğinden ve iradi olan dikkat ve hafıza; bilhassa hezeyanıyla ilgili konularda çok artmıştır.

Paranoyanın Bazı Klinik şekilleri

a) Kötülük görme paranoyası: Yukarda temas ettiğimiz gibi hasta, çevresindeki insanların kendisine düşman oldukları, kendisinin birtakım komplolara kurban gittiği fikrindedir.

b) Hak iddiası: Hastanın ömrü mahkemelerde geçer. Haklarının gasp edildiğini, aslında kendisinin çok yetenekli, büyük işler başaracak biri olduğunu, fakat kıskançlık ve komplolar yüzünden yükselmediğini söyler.

c) Keşif hezeyanlı paranoya: Bunlar mevcut keşifler ve icraatlardan birini kendine ait olduğunu iddia ederler. Veyahut yeni ve "uçuk" bir proje, icattı geliştirir. Bunu resmi makamlara kabul ettirmek için uğraşır dururlar. Bu tür "icatçı paranoyaların" basında sansasyonel haberler konu olduğu çok duyulmuştur.

d) Büyüklük,asalet hezeyanlı paranoya (ihtiraslı idealistler ): Toplumlar için en tehlikeli tip budur. Bu insanlardan bazıları mehdilik, peygamberlik veya insanlığı kurtaracak yeni mesajcı olduklarını iddia ederler. Etrafına da telkine yatkın,zeka seviyeleri orta veya ortanın altı insanları rahatlıkla toplayabilirler. Bu insanlar her zaman toplumda dikkat çekerler. Mesela, islami anlayışa uygun olmayan "mut'a nikahı" kıyan, tesettürü inkar eden, olan olayları mehdiliği yönünde tefsir eden ve kitap yazan insanlar vardır. Bilgisiz, masum yüzlerce genç, bu tur insanların peşinden gitmektedir.


"Toplumsal paranoya" bu gibi durumlarda söz konusudur. Çünkü "lider" in paranoyası ona inanan kitle tarafından paylaşılmıştır. Ona inanılmaktadır.

Mistik hezeyanlı paranoyakların yanın da politik, ideolojik fikri olanlarda vardır. Bunlar da etrafında topladıkları insanlarla mitingler yaparlar. Kendilerine engel olmaya çalışanlara tecavüzlerde bulunabilirler.

Böyle insanlar kötü niyetli ve çıkarcı birtakım kimseler tarafından bazen kolayca elde edilip ihtilal, anarşi, isyan vs. gibi tertiplerin içine düşebildikleri gibi bazen çevrelerini inandırıp büyük bir lider haline de gelebilirler.

e)Kıskançlık paranoyası: tehlikeli klinik tablolardan biridir. Hasta, eşinin "ihanetini" ispat için çeşitli deliler arar, bulur. Sokakta geçen şahısların bakışları, aralarındaki konuşma, sokak satıcının malını methi, gazetede neşredilen ve kocasını aldatan bir kadının maceralarını mevzu olarak almış bir romanın neşri dahi ona göre karısını baştan çıkarmak veyahut etrafına, karısının ihanetini ima etmesi şeklinde tefsir edilebilir.

Bu paranoyaklar eşlerine tam bir işkence hayatı çektiriler. Cinayetlerde işlenebilir. Paranoyak hastalar işledikleri suçlardan dolayı TCK' nın 46. maddesine mes'ul değildirler. Çünkü muhakemeleri yanlış işlenmektedir...

Paranoyaklarla hezeyanları konusunda mantıki tartışmaya girmek doğru değildir. Boşa nefes tüketilir. Bu insanlar hezeyanlarıyla beraber "mezara girerler", kesinlikle hasta olduklarını kabul etmezler. Fazla üzerine varırsanız sizi de"düşman" bellerler.... bu insanlara karşı açık ve dürüst olmak gerekir. Kesinlikle yalana tevessül edilmemelidir.
 
« Son Düzenleme: Nisan 23, 2007, 11:04:43 ÖS Gönderen: elfaybik » Logged

take my life, i don' need it anymore..
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: